Anasayfa Çengelköy İstanbul Semtler Seyahatlerim

Keyifli Bir Yürüyüş Rotası: Çengelköy – Kanlıca

Aylardan Şubat olmasına rağmen gökyüzü pırıl pırıl, içimi ısıtan güneşi öyle özlemişim ki fırsat bu fırsat deyip attık kendimizi dışarı. Hafta sonu kalabalığı henüz dışarı çıkmamışken martıların eşliğinde vapura binip Kadıköy’e geçtik. İstikamet: Çengelköy. Hedef: Tabii ki sıcacık börekler:)

Kahvaltı yapmak için ilk durağımız olan Çengelköy Börekçisi’ne uğradık. Buraya ne zaman gelsek önünde mutlaka kuyruk oluyor. Daha bir kere boş haline rastlamadım. Şikayet etmeden kuyruğa giriyoruz, ucunda lezzetli mi lezzetli börek olunca bende akan sular duruyor:) Neyse ki sıra hızla ilerliyor, kıymalı ve peynirli böreklerimizi alıp hemen yanı başındaki Tarihi Çınaraltı Aile Çay Bahçesi’ne gidiyoruz.

Tarihi Çınaraltı Aile Çay Bahçesi bol deniz havası alabileceğiniz, köprü ve boğaz manzarasına doyacağınız bir mekan. Çınar ağacının tarihi ise Osmanlı’dan bile öncesine, 1200’lü yıllara dayanıyor. Ortalama 800 yaşında olan çınar ağacı heybetli görüntüsüyle Çengelköy’ün de simgesi durumunda.

Çınaraltı Çay Bahçesi’ne sabahın erken saatlerinde gelirseniz deniz kenarında yer bulabilirsiniz, yoksa bizim gibi orada oturanların gözlerinin içine bakıp ‘hadi kalkın da biraz da biz deniz kenarı keyfini sürelim’ demeniz garanti. Buraya dışarıdan dilediğiniz yiyeceği getirip yiyebiliyorsunuz, sadece içecek getirmek yasak. Çıtır çıtır böreklerimizin yanına kahvaltının olmazsa olmazı simit, peynir, domates, salatalık dörtlüsünü ekliyoruz. Yanına da iki çay, değmeyin keyfimize… Dışarıdan getirmekle uğraşamam diyenler için kahvaltı tabağı, tost, menemen, omlet vb. seçenekler de mevcut. Salaş bir mekan olduğu için fiyatlar da oldukça makul.

Karnımızı doyurduktan sonra sıra geldi Çengelköy’ün ara sokaklarını dolaşmaya. Tarihi ahşap evler arasında yürürken adeta zaman yolcuğuna çıkıyormuş izlenimi uyandıran Çengelköy sokaklarında dolaşmak oldukça keyifli. Havuzbaşı Yokuşu biraz zorlasa da yanı başındaki yeşillikler içerisindeki parkta soluklanabilirsiniz. 

Çaycı İzzet Efendi

Çengelköy sokaklarında gezerken karşıma Çaycı İzzet Efendi çıkıyor. Çay deyince bende akan sular durduğu için hemen girip denemek istiyorum. Girer girmez mis gibi çay kokusu sarıyor etrafımızı. İçeride sadece dört-beş masa var, küçük ama bir o kadar da samimi bir mekan. Tek başına keyif yapmayı seviyorsanız raflardan kendinize kitap seçip, çayınızla birlikte sayfaları karıştırmaya başlayabilirsiniz.

Zengin bir çay seçkisi bulunan mekanda benim tercihim İstanbul harmanı oldu. Hem kokusunu hem tadını çok sevdim. Çaycı İzzet Efendi’de iki kişilik demlik çayın fiyatı 24 TL. Toplamda dört fincan çay çıkıyor. Keyifle çayımızı içerken birer dilim kek ikram etmeleri ise oldukça nazik bir davranıştı. Farklı lezzetlerde çayları denemeyi seviyorsanız mutlaka uğrayın derim. Kerime Hatun Camii Sokağı’na girdiğinizde kolaylıkla bulabilirsiniz.

Otantik ortamlar tam benlik diyorsanız Çaycı İzzet Efendi’nin yanı başında yer alan Müzelik‘i de çok seveceğinizden eminim. Dekorasyonu ile göz dolduran mekan adeta antika dükkanındaymışsınız gibi hissettiriyor. Karnımız tok olduğu için bu seferlik yemeklerini deneyemesek de en kısa sürede tekrar uğramak üzerine listeme ekliyorum…

Artık uzun bir yürüyüş için hazırız. Sahil hattından Kandilli’ye doğru yürürken 171 yıllık tarihi Kuleli Askeri Lisesi’ni görüyoruz. Osmanlı’dan günümüze gelen bu asırlık okul binlerce komutanın yanı sıra birbirinden değerli sanatçı, şair ve bilim adamı’nın da yetişmesini sağladı. 1845’te açılan okul 2016’da OHAL kapsamında çıkartılan KHK ile diğer tüm askeri liseler ile birlikte kapatıldı. Ölüm sessizliğinin hüküm sürdüğü okulu görünce hüzünlenmemek elde değil…

Kandilli’den Anadolu Hisarı’na kadar 1 saate yakın yürüdükten sonra bir kahve molasını hak etmiştik. Ah, bir de İstanbul’da yayaları düşünen olsa da hep yürüsek. Çoğu yerde kaldırımın bile olmadığı yollardan vızır vızır geçen arabalar nedeniyle yürürken tedirginlik duymamız ülkemizin acı bir gerçeği.

Hisar’da tercihimiz Big Chefs oldu. Kış sezonu olduğu için balkon bölümü kapalıydı. İçeride de olsa denize karşı oturup bir şeyler içmek benim küçük mutluluk kaynaklarımdan biri. Mekan diğer Big Chefs’ler gibi oldukça geniş, ancak hafta sonu brunch olduğu için yer bulmak biraz sıkıntı olabiliyor.

1395 yılında Yıldırım Beyazıt tarafından inşa edilen Anadolu Hisarı İstanbul Boğazı’nın en dar noktasında yer alıyor. Boğaz’ın kontrolünü sağlamak için yapılan tarihi kale Rumeli Hisarı’na oranla oldukça küçük.

Anadoluhisarı’ndan sonraki hedefimiz tadına doyulmaz Kanlıca yoğurdu yemek. İskelenin hemen yanındaki denize nazır mekana oturup iki yoğurt siparişi veriyoruz. Geçen sefer geldiğimde pudra şekerli yemiştim. Şimdiyse tercihimi ballı yoğurttan yana kullanıyorum. Evde de kolayca yapabileceğiniz bir şey halbuki. Ama burada yenen yoğurdun tadı bir başka, bir de balla birleşince çekinmesem bir tane daha isteyecektim:)

 

Sabah Çengelköy’de kahvaltı ile başladığımız yürüyüş turumuz akşam üstü Kanlıca’da yoğurt keyfi ile sona erdi. Hesapladığıma göre yaklaşık 8 km yürümüşüz. Her zaman için yürüyerek keşfetmek en güzeli…

1 günde Fener&Balat turu yazımı okumak isterseniz tık tık

Bunlar da ilginizi çekebilir

avatar
  Subscribe  
Bildir
Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.