Anasayfa Mardin Seyahatlerim Türkiye

Taşın Dile Geldiği Şehir: Mardin Gezi Rehberi

“Mardin bir kere hayatınıza girdi mi, kader gibi takip eder sizi.” demiş Murathan Mungan. Ne kadar haklı… Kısa süre önce dönmeme rağmen hala fotoğraflara bakıp duruyorum. Ve belki de ilk kez bir şehri gerçekten özlüyorum. Uzağa gitmeye gerek yok, 3-5 sene öncesine kadar yaşanan terör olayları nedeniyle Doğu hep korkutucu ve tehlikeli bir yer olarak gösterildi televizyonlarda. Birçoğumuz -buna ben de dahil- “oralar güvenli değildir, başka zaman gideriz” diye bilinçaltımızda saçma bir düşünce yarattık. (Sanki büyükşehirler çok güvenliymiş gibi) Mardin’de konuştuğumuz esnafların hepsi de aynı noktayı vurguladı: “Buralarda terör var diye insanlar gelmeye çekiniyor, televizyonlara aldanmayın.”

Mardin gezimizi YouTube videolarımızdan izleyebilirsiniz

Camileri, manastırları, kiliseleri, taş evleri, tarihi çarşıları ile adeta bir açık hava müzesi olan Mardin’i iyi ki tanımışım! Siz de yakın zamanda bu büyüleyici kente yolculuk yapmayı düşünüyorsanız dopdolu bir Mardin gezi rehberi sizleri bekliyor!

Gezi rotanıza Midyat’ı da eklemek isterseniz Midyat gezi notları yazıma göz atmanızı tavsiye ederim.

Mardin sokaklarını kaybolarak gezmek en güzeli

Yüzyıllar boyunca Türklerin, Kürtlerin, Süryanilerin, Arapların, Ezidilerin iç içe yaşadığı Mardin zengin bir tarih ve kültür birikimine sahip. Ezan seslerinin çan seslerine karıştığı, sokaklarda Samuel ile Ahmet’in kardeşçe top oynadığı hoşgörü kenti Mardin bu nedenle “Dillerin ve Dinlerin Şehri” olarak adlandırılıyor ve örnek alınması gereken bir ders sunuyor. Sarı kalker taşından yapılmış taş evleri gündüz ayrı, gece ayrı bir göz ziyafeti sunuyor. Evlerin hepsi güneye, Mezopotamya’ya doğru bakıyor. Hiçbir evin gölgesi diğerinin üzerine düşmüyor ve evler yazın serin, kışın ise sıcak oluyor. Sokakları gezdikçe muazzam bir taş işçiliği karşısında hayran kalıyorsunuz. Kudüs ve Venedik ile birlikte tamamı sit alanı ilan edilen üçüncü şehir Mardin. Böylesine bir zenginliğe sahip olduğumuz için öyle şanslıyız ki!

Mardin’e Gelmeden Önce

  • Zülfü Livaneli’nin “Huzursuzluk” ve Ahmet Ümit’in “Kavim” romanlarını okuyun.
  • Youtube’da “Mardin’in Sesleri” videosunu izleyin.

Mardin’e Nasıl Gidilir?

Mardin’e İstanbul’dan THY ve Pegasus, Ankara’dan ise sadece THY’nin direkt uçuşu bulunuyor. İzmir ve Antalya gibi diğer büyük şehirlerimizden de aktarmalı olarak Mardin’e uçuş sağlanabiliyor. İstanbul-Mardin arası uçak yolculuğu iki saate yakın sürüyor. Mardin’e uçakla gelmek isteyenler için en büyük sıkıntı ne yazık ki bilet fiyatlarının pahalılığı. Seyahatimiz için bilet bakarken gidiş-geliş kişi başı 500 TL’yi bulan fiyatlar görmüştük. Hem mesafenin uzak olması hem de popüler bir seyahat noktası olması nedeniyle fiyatlar uçmuş durumda! Bu nedenle Mardin’e gitmek isteyip de biletlerin fiyatlarından şikayetçiyseniz kampanya dönemlerini takip etmenizde fayda var. Biz Pegasus’un kampanyasından biletimizi gidiş-geliş 120 TL’ye almıştık. Yakın zamanda THY de yurt içinde her yöne gidiş-geliş 69 TL kampanyası yapmıştı. Eğer tarihleriniz de esnekse bilet kampanyaları bütçe dostu bir seyahat için olmazsa olmaz durumda artık. Mardin’e uçak bileti pahalı geldiyse bir saat uzaklıktaki Diyarbakır uçak bileti fiyatlarını da kontrol edebilirsiniz. Mardin’e nispeten daha uygun fiyatlı biletler bulunabiliyormuş. Bu sayede gezinize Diyarbakır’ı da ekleyip keyfinizi ikiye katlayabilirsiniz.

Instagram hesabımdan (@seyahatimgeldi) uçak bileti kampanyalarını ve ucuz uçak biletlerini  sık sık paylaşıyorum. Seyahat fırsatlarından haberdar olmak isterseniz takip edebilirsiniz:)

Mardin Havalimanı’ndan Şehir Merkezine Ulaşım

Mardin Havalimanı Kızıltepe ilçesinde yer alıyor. Şehir merkezine uzaklığı ise yaklaşık 20 kilometre. Havalimanı oldukça küçük. 10-15 dakika sonra valiz sırası geliyor hemen, öyle dakikalarca beklemek yok. Araç kiralayarak şehri gezmeyi düşünüyorsanız havalimanında Enterprise, Avis, Hertz gibi firmalardan kolaylıkla kiralama işlemi yapabilirsiniz. Toplu taşıma ile şehir merkezine ulaşım ise çok kolay. Havalimanının çıkışında bekleyen Kızıltepe minibüslerine binip 4 TL ücret ödeyerek şehir merkezine ulaşım sağlayabilirsiniz. Taksi ile şehir merkezine ulaşım ise yaklaşık 50 TL.

Mardin’in ara sokaklarına araç girişi yapılamadığı için çöpler eşekler ile toplanıyor

Mardin’de Şehir İçi Ulaşım

Mardin seyahatimizde yeni şehir bölgesinde kaldığımızdan Eski Mardin’e gitmek için minibüsleri sıkça kullandık. İki bölge arasında ulaşım yaklaşık 20 dakika sürüyor. Yeni Şehir- Eski Mardin arasında minibüs ücretleri ise tam 2.25 TL, öğrenci 1.25 TL, 65 yaş üzeri ise kimliğini gösterip bedava binebiliyor. Eski Mardin’den gece 23.00’e kadar yeni şehre minibüs bulmak mümkün. Şehirde taksi kullanmak isteyenler için “her yer 15 TL” gibi bir uygulamaları var, yağmurlu günlerde eve dönüş için birkaç kez taksiye bindik. Çoğunlukla taksimetre kullanılmıyor, yakın mesafeyse 15 TL alıyorlar. Mardin’in tek olumsuz yanı Deyrulzafaran Manastırı ve Dara Antik Kenti’ne toplu ulaşımın olmaması. Araçsız gelenler için bu iki bölgeye ulaşım oldukça sıkıntı. Tek seçenek taksi. Pazarlık yaparsanız gidiş-dönüş için uygun fiyata anlaşabilirsiniz. Esnaftan öğrendiğim kadarıyla yakın zamanda hem Deyrulzafaran’a hem de Dara Antik Kenti’ne minibüs seferleri düzenlenmeye başlıyormuş. Geç kalınmış bir uygulama olsa da daha fazla ziyaretçi çekmek için toplu ulaşım şart. Eğer Mardin’den Midyat’a minibüsle geçmeyi düşünüyorsanız otogardan saat başı sefer bulabilirsiniz.

Mardin’de Nerede Kalınır?

Mardin gezim boyunca en fazla tavsiye istenen konulardan biri konaklama üzerineydi. Biz gezimiz süresince Mardin’de yaşayan arkadaşımız Mehmet ve eşi Zehra’nın evinde misafir olduğumuz için şehirdeki oteller hakkında görüş bildiremeyeceğim. Ama Mardin evlerinin büyüklüğü konusunda birkaç çift lafım var:) Yeni şehir bölgesindeki evlerin büyük bir kısmı 200 metrekareden başlıyor, tek de yaşasanız bu böyle. Mutfaklar bizim salondan daha büyük:) Doğu bölgelerindeki pek çok şehirde evler böyle, biz İstanbul’da küçücük evlere alıştırıldık ne yazık ki… Bilmeyenler için söylemekte fayda var, Mardin şehri Eski ve Yeni Mardin olarak iki kısma ayrılıyor. Gezip görülebilecek yerlerin hepsi Eski Mardin (Artuklu) bölgesinde olduğu için konaklamanızı burada yapmanızı tavsiye ederim. Zaten otellerin hemen hepsi Eski Mardin’de yer alıyor. Zinciriye Hotel, Artuklu Kervansarayı, İzala Butik Otel, Darius Konağı öne çıkan oteller arasında. Benim gözüm gelip geçerken Kaya Ninova otelde kaldı, sanırım bir dahaki gelişimde tercihimi oradan yana kullanacağım:) Mardin otellerinin en büyük özelliği tıpkı Kapadokya’da olduğu gibi taş odalarda konaklayabilme imkanı sunması. Özellikle tarihi konaklar hem odalarının dekorasyonları hem sundukları manzaralarıyla cezbedici duruyor. Mardin’de konakladığınız bu tarz oteller varsa yorumlara görüşlerinizi yazarsanız çok sevinirim, böylece gitmek isteyenlere de fikir olur:)

Mardin’in sisli hali bile büyüleyici değil mi?

Mardin’e Ne Zaman Gidilir?

Mardin bir tarafta karasal iklim, bir tarafta ise Akdeniz iklimine sahip. Güneyden çöl ikliminin etkilerini de alan şehirde zaman zaman toz aşınımları hayatı olumsuz etkiliyor. Mardin seyahatimiz boyunca hem sıcağını hem de soğuğunu gördük. Bir gün aşırı sıcaktı, ertesi gün dolu yağdı, sis çöktü, göz gözü görmez oldu. 22 dereceden bir günde 13 dereceye kadar indi. Bunların hepsi Ekim ayının sonunda yaşandı. Mardin’e gitmeden önce bu kadar soğuk olabileceğini hiç düşünmedim, akşam gün batımına yakın ayaz çıkmaya başlıyor ve ciddi anlamda üşütüyor. Seyahatiniz sonbahar aylarında da olsa yanınıza kalın giysiler alın mutlaka, çünkü havası değişken. Kışın ise en kalın giysilerinizi götürün. Yazın aşırı sıcaklardan gezmekte zorlanabileceğiniz için Mayıs, Haziran, Eylül, Ekim ayları Mardin gezisi için ideal diyebilirim. 2010 yılından itibaren Mardin Bienali’ne de ev sahipliği yapan kent eşsiz mimarisini sanatla bütünleştiriyor. Geçtiğimiz Haziran ayında dördüncüsü düzenlenen bienal zamanları da şehri keşfetmek için en uygun dönemler arasında.

Mardin’de Kaç Gün Kalınır?

Seyahat planlama konusunda en fazla zorlanılan kısımlardan biri süre ayarlamasıdır. Eğer çalışan biriyseniz ve izin hakkınızı başka yerlerde değerlendirmeyi düşünüyorsanız iyi bir programlama ile bir hafta sonunuzu Mardin’e ayırabilirsiniz. Biz Mardin’de bir hafta kaldık, içime en fazla sinen, özümseyerek gezdiğim şehirlerden biri olduğunu söyleyebilirim. Eski Mardin bölgesini bir günde gezebilirsiniz ancak manastırlar, Dara Antik Kenti, Midyat’ı da görmek isterseniz 3-4 günlük bir planlamayla yorulmadan, keyif alarak gezmiş olursunuz.

Mardin Gezi Planı

Mardin’i gezmek için vaktiniz kısıtlıysa aşağıdaki gezi planına göre seyahatinizi şekillendirebilirsiniz. Mardin gezilecek yerleri uzaklıklarına göre sıraladım.

1.Gün: Eski Mardin bölgesi: Ulu Camii, Şeyh Çabuk Camii, Mardin Müzesi, Kırklar Kilisesi, Zinciriye Medresesi, Mardin Çarşıları, Latifiye Camii, Mardin sokakları, Eski PTT binası, Sakıp Sabancı Müzesi.

2. Gün: Deyrulzafaran Manastırı, Dara Antik Kenti, Kasımiye Medresesi, Hatuniye Medresesi

3. Gün: Midyat, Mor Gabriel Manastırı, El Beğendi Köyü, Beyaz Su.

Mardin Gezilecek Yerler

Gündüzü seyranlık, gecesi gerdanlık şehir Mardin tarihi dokusu ve eşsiz Mezopotamya manzarası ile hafızama kazındı. Hayatın yavaş aktığı, huzurlu, dingin bir şehir Mardin. Herkesin yüzü gülüyor, konuştuğunuz herkes size bir şeyler katıyor. Saygının ne demek olduğunu, cömertliği, dürüstlüğü, belki de en önemlisi saflığın ne demek olduğunu hatırlıyorsunuz. Tüm olanaksızlıklara rağmen mutlular. Daha fazla tanınmak, ziyaret edilmek ve hak ettikleri değeri görmek istiyorlar. Ve bence sonuna kadar haklılar! Mardin gezilecek yerlere bir de benim gözümden bakmak isterseniz buyurun, başlayalım…

Ulu Camii Anadolu’nun en eski camilerinden biri

Şehri Keşfetmek İçin İdeal Bir Başlangıç: Ulu Camii

Sadece Mardin’in değil Anadolu’nun en eski camilerinden biri olan Ulu Camii şehrin adeta sembolü haline gelmiş. Eski Mardin’in tam merkezinde yer aldığı için gezinize bu tarihi camiden başlayabilirsiniz. Tarihi Kayseriye Çarşısı’ndan geçerek ulaşabileceğiniz Ulu Camii Artuklu Dönemi’nin en güzel miraslarından biri. Sadece avlusunu gezmekle kalmayın, caminin içerisini de mutlaka görün. Hz. Muhammed’in Sakal-ı Şerif’i de burada sergileniyor. Ulu Camii aslında çift minareli olarak inşa edilmiş ancak 1800’lü yılların sonunda yaşanan bir deprem nedeniyle minarenin teki yıkılmış. Ulu Camii manzarasını en güzel izleyeceğiniz adreslerden biri ise hiç şüphesiz Seyr-i Merdin. Özellikle gün batımı saatlerinde oluşan kızıllık caminin minaresi ile birleşince adeta tablo gibi bir manzara sunuyor.

Çift Kapısı ile Görülmeye Değer: Latifiye Camii

Şehri keşfederken karşımıza çıkan Latifiye Camii ihtişamlı kapıları ile görülmeye değer yerlerden biri. Cumhuriyet Meydanı’nın aşağı kısmında yer alan cami de şehrin birçok tarihi yapısı gibi Artuklu mimarisinin izlerini taşıyor. Geniş bir avlusu bulunan cami 1370’li yıllardan günümüze gelmeyi başarmış. Dini yapılara meraklıysanız Şeyh Çabuk Camii, Şehidiye Camii ve Bab Es Sur Camii de listenize ekleyebilirsiniz.

Mardin’deki medreselerin hepsi birbirinden güzel

Büyüleyici Medreselere Göz Atmaya Ne Dersiniz?

Mardin’in en keyifli gezi duraklarından biri de medreseleri. Şehirde günümüze gelebilmiş olan üç tane medrese yer alıyor. Bu medreseler zamanında orta ve yüksek öğretimin yapıldığı önemli birer eğitim merkezleriymiş. Öğrenciler din eğitiminin yanı sıra tıp, astronomi, kimya, matematik gibi alanlarda da ders görüyorlarmış. Medreselerde eyvan adı verilen çeşme kısmı ise tasavvufi bir betimleme içeriyor. Suyun akışı ile birlikte doğumdan ölüme kadar insan hayatı ve ahiret tasvir edilmek istenmiş. Çeşmeden akan su doğumu, döküldüğü yer gençliği, ince uzun oluktan geçtiği kısım olgunluğu, suların geniş bir havuzda toplanması ise ölümü temsil edermiş. Bu medreselerin Mezopotamya manzarasına karşı kurulmuş olması boşuna değil. Suyun Mezopotamya’ya doğru akması can bulmayı yani ahiret gününü işaret etmesi bakımından oldukça önemli. Mardin’deki medreseleri yakından tanımak isteyenler için kısa bilgiler vermek istiyorum. Medreselerin tamamına giriş ücretsiz.

Zinciriye Medresesi

Zinciriye 1. Cadde’ye en yakın medrese, bu nedenle her daim çok kalabalık. Taş merdivenlerden çıkarak ulaşabileceğiniz medrese nefis bir Mezopotamya görüntüsü sunuyor. Biz hem sabah erken saatlerde hem de gün batımında görme fırsatı bulduk, yoğunluk zaman zaman bunaltsa da akşam üzeri gelmenizi tavsiye ederim. Son Artuklu Sultanı Melik Necmeddin İsa tarafından yaptırıldığı için Sultan İsa Medresesi olarak da bilinen Zinciriye iki katlı bir yapı. Eğitim verilen küçük odaların yanı sıra içeride geniş bir avlu, cami ve bir de türbe yer alıyor.

Zinciriye Medresesi’ni gezerken sevgili Şeyhmus yanımıza geliyor ve bize yukarıda bahsettiğim tasavvufi bilgileri anlatmak istediğini söylüyor. Yeri gelmişken söyleyeyim bu Mardin’de gördüğüm en güzel şeylerden biri. Mardinli çocuklar okul harçlıklarını çıkarmak için medreselerde, sokaklarda yanınıza geliyor ve başlıyorlar tarihi bilgileri anlatmaya. Üstelik bunu sıkmadan, rahatsız etmeden yapıyorlar. Mardin’in tarihi değerlerini öyle güzel ezberlemişler ki hayran kalmamak elde değil! Üstelik nerede, nasıl fotoğraf çekileceğini de açılarına kadar biliyorlar. Medresede yansımalı fotoğraflar mı dersiniz, damla göz fotoğrafları mı dersiniz hepsi bu çocuklarda mevcut. Biz de Şeyhmus ile bu vesileyle tanışmış olduk, sonraki günlerde de sokaklarda sıkça karşılaştık, konuştuk.

Kasımiye Medresesi

Burası Eski Mardin’e biraz uzak kalıyor. Ve maalesef toplu ulaşım bulunmuyor. Biz minibüs şoförüne Kasımiye’ye gitmek istediğimizi söyledik, o da bizi şehir stadyumunun biraz ilerisinde indirdi. Sonrasında 15 dakikaya yakın aşağı doğru yürüyerek medreseye ulaştık. Ama dönerken yokuş yukarı çıkması bir hayli yorucu oldu. Kasımiye Medresesi tamamen ayrı bir bölgeye inşa edilmiş. Yanında başka bir yapı bulunmuyor ve yine engin bir Mezopotamya ovası ile buluşuyor gözleriniz. Sabah 10.00’da gitmemize rağmen tur otobüslerinin yoğunluğu burada da kendisini hissettiriyor. 20-30 kişilik grupların biri giriyor, biri çıkıyor. Medreseyi boş bulup da fotoğraflarını çekeceğiz diye epey bir vakit harcıyoruz. Kasımiye Medresesi’nin yapımına Artuklular döneminde başlanmış ancak Timur dönemindeki Moğol saldırıları nedeniyle yapımı ancak 15. yüzyılın sonlarında tamamlanabilmiş. Buranın da içerisinde iki mescid ile birlikte türbe, eyvan ve geniş bir avlu bulunuyor. Mardin’de yaşayan arkadaşımız Mehmet Kasımiye’nin şehirdeki en güzel gün batımı noktaları arasında yer aldığını söylemişti, eğer fırsatınız varsa gün batana yakın ziyaret edebilirsiniz.

Hatuniye Medresesi 

Mardin’de ziyaret edebileceğiniz diğer bir medrese de Hatuniye Medresesi. Sabancı Kent Müzesi’nin aşağı tarafında yer alan medresenin en önemli özelliği bir camekan içerisinde Hz. Muhammed’in ayak izinin yer alması.

Eski Mardin’de görülmeye değer kiliselerden biri Mor Behnam

Yüzyıllardır İbadete Açık Bir Kilise: Kırklar (Mor Behnam) Kilisesi 

Mardin sokaklarında irili ufaklı kiliselere rastlamak mümkün. Ancak bir kısmı ya tamamen kapalı ya da sadece ibadet günleri açıldığı için gezilemiyor. Artuklu’nun ara sokaklarını gezerken karşımıza çıkan Mor Behnam Kilisesi 569 yılında Süryaniler tarafından Mor Behnam ve kız kardeşi Saro adına inşa edilmiş. Kilisenin avlusu gündüz ziyarete açık olsa da kilisenin içerisinde ibadetler yapıldığı için genellikle 13.00’ten sonra girişe izin veriliyor. Fotoğraf çekimi konusunda oldukça hassaslar. İçeriden görüntü almanıza müsaade edilmiyor. Giriş ücretsiz. Meryem Ana Kilisesi, Surp Hovsep Kilisesi merkezde yer alan diğer kiliseler arasında.

Deyrulzafaran ve Mor Gabriel en çok ziyaret edilen manastırlar

Mardin Manastırları

Mardin’i yakından tanıyabilmek için Süryanilik tarihine de biraz aşina olmak gerekiyor. Yaklaşık 5000 yıl önce Mezopotamya topraklarında doğan Süryaniler Hristiyanlığı ilk kabul edilen topluluklar arasında yer alıyor. Önceleri Hristiyanlık’ın bir mezhebi olarak görülseler de kendilerine Süryani halkı demeyi uygun buluyorlar. Süryaniler Hz. İsa’nın da konuştuğu dil olan Aramiceyi konuşuyor ve yazıyorlar. Özellikle Midyat bölgesinin Süryaniler için ayrı bir önemi var. Burada yer alan bölgeyi Turabdin Platosu olarak adlandıran Süryaniler buranın kutsal olduğunu düşünüyor ve anavatanları olarak görüyor. Şu an Turabdin’deki en önemli manastır Mor Gabriel Manastırı olsa da bir zamanlar burada yüzlerce manastır ve kilise yer alıyormuş. Bir çoğu bakımsızlıktan yıkılmış. Turabdin bölgesinde yaklaşık 7-8 tane Süryani Köyü de var. Nüfusları giderek azalan Süryanilerin büyük bir kısmı yurt dışına göç etmiş. Şu an 3000 civarında Süryani bu topraklarda yaşıyor.

Deyrulzafaran Manastırı sadece rehber eşliğinde gezilebiliyor

Deyrulzafaran Manastırı (Mor Hananyo)

Mardin merkeze yaklaşık 8 kilometre uzaklıkta bulunan Deyrulzafaran’a maalesef toplu ulaşım bulunmuyor. Eğer araç kiralamadıysanız en iyi seçenek taksi ile anlaşmak. Cezaevine kadar minibüsle geldikten sonra dört kilometre daha yol kalıyor. Otostop yapabilir ya da yorulmam derseniz yürüyebilirsiniz. Biz Eski Mardin’den taksiye bindik, manastıra kadar 25 TL tuttu. Dönüşte haberleşmek üzere ayrıldıktan sonra çılgın bir tur kalabalığı ile karşı karşıya kaldık. Gezimiz pazar gününe denk geldiği için sabah 9.00’da orada olsak da yüzlerce kişi ile giriş sırasına girdik. Deyrulzafaran Manastırı’na giriş ücreti kişi başı 10 TL, öğrenci kimliğiniz varsa 5 TL ödeyerek gezebilirsiniz. İçeriye sadece gruplar halinde girilebiliyor ve rehberin anlatımıyla gezilebiliyor. Biz bireysel olduğumuz için tur grubuna dahil olduk ve içeriye yaklaşık 45 kişi girdik. 5. yüzyılda inşasına başlanan Deyrulzafaran Manastırı’nın yapılan eklemelerle birlikte bugünkü halini alması 18. yüzyılı bulmuş. Şu an Süryanilerin en önemli ibadet merkezlerinden biri olarak kabul edilen manastır Mardin Metropoliti’nin de ikamet merkezi olması bakımından önem taşıyor. İsmini çevresinde yetişen safran bitkisinden aldığı ve bu yüzden Deyr (manastır) ve zafaran (safran) kelimelerinin birleşiminden Deyrulzafaran adına kavuştuğu söyleniyor.

Hayatını kaybeden patrikler Azizler Evi’ne gömülüyor

Deyrulzafaran Manastırı oldukça büyük, gezilebilen kısımlarıysa Aziz Hananyo Kilisesi, Vaftizhane, Azizler Evi ve Güneş Tapınağı. Tur yaklaşık yirmi dakika sürüyor. İlk durağımız MS. 5. yüzyılda inşa edilen Aziz Hananyo Kilisesi oluyor. Fresklerle süslü kilisede günlük ibadetler yapılırken rehberimiz Emmanuel Süryanice yazıların yer aldığı iki sütuna dikkatimizi çekiyor. İkinci durağımız Vaftizhane’de yeni doğan bebekler vaftiz edilirken Hz. İsa ve havarilerinin yer aldığı işlemeleri inceliyoruz. Manastırın bir diğer özelliği İbrahim Müteferrika’dan sonra matbaanın bu bölgeye ilk kez 4. Petrus tarafından getirilmiş olması. Aynı zamanda manastırın patriği olan 4. Petrus’un görev yaptığı dönemde hem Süryanice hem Osmanlıca hem de Arapça dergiler basılmış. Tur sırasında matbaa makinesini de görme şansı buluyoruz. Deyrulzafaran’daki üçüncü durağımız Azizler Evi olarak da bilinen patriklerin mezar odası. İçeride toplamda 7 adet mezar odası ile birlikte 52 patriğin mezarı bulunuyor. Vefat eden din adamları yüzleri doğuya dönük bir şekilde ve oturur pozisyonda defnediliyor. Süryaniler Hz. İsa’nın mahşer günü doğudan dirileceği inancını taşıyor. Azizler Evi’ne en son defin işleminin 1969 yılında yapıldığını öğrenerek manastır gezimizin son durağı olan Güneş Tapınağı’na geçiyoruz.

4500 yıllık güneş tapınağı

Güneş Tapınağı manastırın en önemli ve etkileyici bölümü. Çünkü Süryaniler Pagan döneminde Hristiyanlık’a geçmeden önce ibadetlerini burada gerçekleştiriyorlarmış. Deyrulzafaran Manastırı da bu tapınağın üzerine inşa edilmiş. Bu nedenle tapınağa merdivenle iniliyor. İçerisi küçük ve oldukça basık. Sadece doğu kısmına bakan ufak bir penceresi var. Tonlarca ağırlıktaki taşlarla inşa edilen 4500 yıllık bir tapınakta olmak tüylerimi ürpertiyor. Güneş Tapınağı yukarıda söz ettiğim Zülfü Livaneli’nin Huzursuzluk romanında da geçiyor. Ezidi kızı Meleknaz’ın saklandığı tapınakta okuduğum satırlar gözümün önüne geliyor.

Deyrulzafaran gezimizi noktaladıktan sonra manastırın bahçesinde dinlenme molası veriyoruz ve kendimize birer zafaran çayı söylüyoruz. Edindiğimiz bilgilerle birlikte gördüklerimiz öyle etkileyiciydi ki seyahat etmenin aslında en iyi okul olduğunu bir kez daha anladım!

Mor Gabriel Manastırı Mardin merkeze yaklaşık 80 kilometre uzaklıkta

Mor Gabriel Manastırı

1600 yıllık tarihiyle en eski Süryani manastırı olan Mor Gabriel yukarıda bahsettiğim Turabdin bölgesinin sınırları içerisinde, Midyat’a yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta yer alıyor. Mor Gabriel Manastırı’nı Midyat gezi rehberinde detaylı bir şekilde ele aldım ama burada da birkaç bilgi vermek istiyorum. Öncelikle eğer aracınız yoksa Mor Gabriel Manastırı’na tek ulaşım seçeneğiniz taksi. Çünkü Midyat’a mesafesi yaklaşık 25 dakika. Mor Gabriel’in içerisi de tıpkı Deyrulzafaran gibi, girişte sizi yine bir rehber karşılıyor ve ziyarete açık olan dört bölümü gezdiriyor. Gezilebilen bölümler Büyük Kilise, Meryem Ana Kilisesi, Vaftiz Odası ve Azizler Evi. Mor Gabriel Manastırı’na giriş ücreti 5 TL.

Dara Antik Kenti

Geçmişin Büyüsüne Kapılmak İsteyenlere: Dara Antik Kenti

Mardin’in tarihi zenginliğini satırlarla ifade edebilmek pek mümkün değil. Her taşın altından sizi geçmişe götürecek bir şeyler çıkıyor. Ve her gördüğünüz yer sizi büyülemeyi başarıyor. Mezopotamya’nın Efes’i olarak adlandırılan Dara Antik Kenti uçsuz bucaksız topraklardan gün yüzüne çıkartılmaya çalışılan değerli bir hazine. Antik kentin tam olarak ne zaman kurulduğu bilinmese de MÖ. 3. yüzyılda Persler tarafından kurulduğu tahmin ediliyor. Hatta antik kentin isminin Pers Kralı III. Darius’tan geldiğine dair görüşler de var. Dara Bizans-Sasani sınırının güvenliğini koruma amaçlı bir garnizon kenti olarak kurulmuş. Antik kent dört kilometrelik bir alana yayılıyor ve %90’lık bir bölümü hala toprak altında, gün yüzüne çıkartılmayı bekliyor. Ancak üzerine köyler inşa edildiği için maalesef kazı çalışmalarına devam edebilmek oldukça zor. 1986 yılında başlanan kazılar ödenek ayrılmadığı için durdurulmuş. Su sarnıçları, köprüler, surlar, nekropol (mezar alanı) antik kentin gün yüzüne çıkartılabilmiş ve ziyarete açık kısımları.

Mezopotamya’nın Efes’i Dara

Şaşırtıcı ama Dara Antik Kenti’ne giriş ücretsiz. Kaya mezarlarının bulunduğu nekropol kısım oldukça etkileyici. Burayı bir nevi açık hava müzesi olarak düşünebilirsiniz. Sarı-kızıl karışımı rengiyle gün batımına yakın göz alıcı bir şekle bürünüyor. Nekropolün arka tarafında ölenlere ait kemiklerin sergilendiği bir bölüm de var. Biz sadece nekropol kısmını ve su sarnıcını gezdik, daha detaylı bir geziyle türbe, su kanalları ve surları da keşfedebilirsiniz. Zindan ve su sarnıçlarını görmeden buradan ayrılmamanızı öneririm. Çünkü ikisi de bir köy evinin altında. Düşünsenize yıllardır bir evde yaşıyorsunuz ama evinizin altında yüzyıllar öncesinde zindan ve sarnıç olarak kullanılmış tarihi bir zenginlik yatıyor, nasıl hissederdiniz?

Antik kentteki su sarnıcı oldukça etkileyici!

Yüksek dağlardan gelerek depolanan ve su ihtiyacını karşılamak üzere kanallarla tüm kente dağıtılan su sarnıçları zamanın en önemli yapılarından biriymiş. Sarnıçları görmek üzere merdivenlerden aşağı indiğimizde ışıklar içerisinde büyüleyici bir manzara ile karşılaşıyoruz. Binanın üst katı bir zamanlar ahır olarak kullanılıyormuş ve burası tamamen tesadüfen keşfedilmiş. Yapılan kazı çalışmaları sonucunda ortaya 1500 yıllık su sarnıcı çıkartılmış. Beni hayrete düşüren noktalardan biri de sarnıcın günümüze kadar neredeyse sapasağlam ulaşmış olması. Mardin’i turla ziyaret edenlerin büyük bir kısmı Dara’yı göremediklerinden şikayetçiydi. Böylesine bir tarihi zenginliği es geçmek şehre haksızlık olur diye düşünüyorum.

Kenti Daha Yakından Tanımak İsteyenlere: Mardin Müzeleri

Müze gezmeyi sevenler için Mardin tarihine ve kültürüne biraz daha aşina olabileceğiniz iki müze öneriyorum. Mardin Müzesi ve Sakıp Sabancı Kent Müzesi. Her iki müzeyi de ortalama yarım saatte gezebilirsiniz.

Mardin Müzesi

1.Cadde’de, Cumhuriyet Meydanı’nın göbeğinde yer alan Mardin Müzesi ilk olarak dış görünümüyle dikkatimizi çekiyor. 1895 yılında Süryani Katolik Patrikhanesi olarak inşa edilmiş olan bina 1995 yılından itibaren Mardin Müzesi olarak hizmet vermeye başlamış. Sarı kalker taşından inşa edilen bina en iyi fotoğraf çekim noktalarından biri, aklınızda bulunsun:) Mardin Müzesi’ne giriş ücreti 6 TL ve Müzekart geçiyor. Müzenin giriş katında sergi salonu ve çalışma atölyeleri var. Üst katta ise Mardin tarihinin kısa bir özeti ile karşılaşıyorsunuz. Tabletler, seramikler, sikkelerin yanı sıra Dara Antik Kenti’nden çıkartılan iki iskelet de sergileniyor. Müzenin avlusunda yer alan dev satranç takımı ise tek kelimeyle mükemmel! Mardin Müzesi çok büyük bir müze olmasa da gezmesi gayet keyifli. Müzeden ayrılmadan önce atölyeye girerek kendi sikkenizi bastırmayı sakın unutmayın.

Sakıp Sabancı Kent Müzesi

Sakıp Sabancı Kent Müzesi

1.Cadde’nin sonunda yer alan Sakıp Sabancı Kent Müzesi Mardin’in yerel yaşamını ve kültürel değerlerini gözler önüne seriyor. İki katlı müzenin giriş katında yöresel kıyafetler, farklı inanışlara sahip kişilerin mezar taşları, el sanatları ve çeşitli buluntular teşhir ediliyor. Müzenin alt katı ise Dilek Sabancı Sanat Galerisi olarak geçici sergilere ev sahipliği yapıyor. Bizim gittiğimiz dönemde Murat Germen’in “Fotoğrafın Türlü Halleri” isimli sergisi vardı. Sakıp Sabancı Kent Müzesi’ne giriş ücreti 2 TL. Pazartesi günleri kapalı olan müzeyi diğer günler 09.00-17.30 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz.

Mardin-Kültür Sokak

En Güzeli Kaybolarak Gezmek: Mardin Sokakları

Mardin seyahatimizi uzun tutunca tarihi evlerin bulunduğu sokaklarda girilmedik yer bırakmadık. Dolambaçlı sokakları gezerken nereye çıkar diye hiç sormayın, bir yerden başlayın ve devam edin. Çünkü en güzeli böyle gezmek, rotasız ve plansız. Seyahatiniz sisli günlere denk gelirse ortam tam bir film karesine dönüşüyor. Sokaklar hafta içi oldukça tenha, hafta sonu civar şehirlerden gelenlerle birlikte yoğunluk artıyor.

Mardin’in meşhur abbaraları

Mardin sokaklarını gezerken yeni açılan Kültür Sokak dikkatimizi çekiyor. Rengarenk ışıklarla süslenmiş sokak fotoğraf tutkunları için bulunmaz adreslerden biri. Dilerseniz burada yer alan Kültür Cafe’de dinlenme molası verebilir, meşhur reyhan şerbetini tadabilirsiniz. İçerisinin dekorasyonu da oldukça şık. Kültür Sokak’ın biraz ilerisinde de Süryani şarabı ile ünlü İzla Art var, yeme-içme önerilerinde genişçe yer vereceğim ama zaman bulursanız uğrayın derim. Akşamları rezervasyonla çalışıyorlar ve çoğunlukla hafta sonları yer bulunmuyor.

Sokaklarda yürürken dar geçitler dikkatinizi çekecektir. Mardin’in en önemli simgeleri arasında yer alan abbaralar paralel uzanan sokakları birbirine bağlamaya yardımcı oluyor. Üstlerinde ev bulunan abbaralar aynı zamanda yağmurdan ve kardan korunmayı sağlıyor.

Alışverişseverler Toplansın: Mardin Çarşıları

Mardin’in camilerini, medreselerini, manastırlarını, müzelerini gezdikten sonra şimdi sıra geldi tarihi çarşılara! Ulu Camii’nin bulunduğu taraftan girin Marangozcular, Bakırcılar, Revaklı Çarşı ve Kayseriye Bedesteni’ni gezin. Özellikle Bakırcılar Çarşısı’nda birbirinden güzel bakır eşyalar ve şahmeran tablolar satılıyor. Revaklı Çarşı’yı gezerken sakinliği bizi şaşırtsa da elimizden fotoğraf makinemizi düşüremiyoruz. Duvarlara yapıştırılan şiirler buraya ayrı bir hava katmış.

Revaklı Çarşı

Bakır işlemeli cezveler ortalama 30 TL, çaydanlıklar büyüklüklerine göre 130-170 TL arasında. Sadece bu çarşıları gezmekle kalmayın, biraz daha aşağıları inerseniz kasapları, baharatçıları, peynircileri ile Mardin’in günlük yaşamına dahil olabilirsiniz. Esnaf öyle güleryüzlü ve misafirperver ki Doğu insanının sıcaklığını hissetmek istiyorsanız Mardin çarşılarına birkaç saatinizi ayırın.

Mardin’den Ne Alınır Diyenlere Özel Alışveriş Listesi

Her gittiğiniz şehirden hatıra eşyalar almayı seviyorsanız baştan söyleyeyim, Mardin’de seçeneğiniz oldukça fazla! Bavulunuzda yer açmaya hazırsanız kısa kısa Mardin alışveriş önerilerimi paylaşmak istiyorum.

Sabun

Mardin’e gelip de sabun almadan dönmek olmaz. Her türlü cilt hastalığına, sivilcelere, aknelere iyi geldiği söylenen Mardin sabunları arasında en ünlüsü bıttım sabunu. Menengiç ve badem sabunu da baya talep görüyor. Biz sabun alışverişimizi Tarihi Sabuncu Mehmet Dede’den yaptık. Pek hoş sohbet biri, beş altı çeşit sabun alınca inci sabununu da hediye etti. Sabunların tanesi 2.5 TL.

Bana kahveyi sevdiren şehir Mardin…

Kahve

Tanıyanlar bilir, kahveyle aram fazla iyi değil (di). Mardin seyahatimizde daha önce hiç içmediğim kadar kahve içerken buldum kendimi. Menengiç kahvesi, Süryani kahvesi, Kürt kahvesi, yedi karışımlı Mardin kahvesi, Mihrimah Sultan kahvesi, mırra… Seçin, beğenin, alın. Kahve alışverişi için Davut Selim ve Babil’i tavsiye ederim.

Zafaran çayı ve Süryani çöreği en sevdiğim ikili oldu

Zafaran Çayı

Ah zafaran çayı! Bir kez içtim, müptelası oldum. Çayda aroma seviyorsanız Mardin’e gelmişken Süryani çayı zafaranı mutlaka deneyin. Ama en lezzetlisi için Kana Cafe’ye gidin, yanında Süryani çöreği ile mide şöleni garantili! İçeride zafaran çayının ve çöreğin satışı da yapılıyor. Büyük boy zafaran çayı 25 TL, hurmalı-bademli Süryani çöreğinin paket fiyatı ise 20 TL.

Hayalet Şeker

Mardin alışveriş listenize ekleyebileceğiniz lezzetli bir atıştırmalık badem şekeri. Peki neden hayalet şeker deniyor? Lahor ağacının kökünden elde edilen mavi renkli boya zamanla uçuyor. Şehri gezerken dikkat ederseniz bazı şekerler koyu, bazıları ise açık mavi. Boya deyince sakın sağlıksız sanmayın. Bitki kökünden elde edildiği için doğal bir boya. Mardin’de yetişen bademlerle hazırlanan hayalet şeker tatlı ve az tatlı olarak satılıyor. Sokaklarda sıkça ikram ediliyor ama siz yine de alın ve eşe dosta götürün, ayıp olmasın:)

Mardin çarşılarını gezerken Mardin’deyim hissini sonuna kadar yaşıyorsunuz

Derik Zeytini

Mardin’in Derik ilçesinde yetiştirilen ve tamamen organik olması ile ün kazanan Derik zeytini Mardin’den alabileceğiniz bir diğer lezzet. Tarihi çarşıların alt sokaklarını gezerseniz çuvallar içerisindeki zeytinler dikkatinizi çekecektir. Zeytinlerin bir kısmı kolay yenilebilmesi için çekirdekleri çıkartılarak satılıyor. Çekiçle zeytinlere vurarak çekirdeklerini çıkaran ustalar sokaklara ayrı bir renk katıyor. Derik zeytininin kilosu 5 TL’den satılıyor.

Telkari

Mardin ile birlikte özellikle Midyat ilçesinde geçmişten günümüze sürdürülmeye çalışılan telkâri sanatı gümüş işçiliğinin en özel örnekleri arasında. Sadece Midyat’ta değil Mardin Kuyumcular Çarşısı’nda da nefis telkâri takılar var. Fiyatları gramına göre belirleniyor ve yaklaşık 50 TL’den başlıyor.

Takı takmayı seviyorsanız telkaricilere mutlaka uğrayın

Süryani Gözü

Nazar boncuğunun farklı bir versiyonu olan Süryani gözü de takı meraklıları için en güzel seçenekler arasında. Firuze taşından yapılan takıdaki iki delik iki gözü ifade ediyor ve eşit olmaması gerekiyor. Fiyatı 10 TL, eğer gümüş kolye ile birlikte almak isterseniz 30 TL. Dilerseniz bileklik modelleri de bulunuyor.

Süryani Şarabı

1.Cadde üzerinde birçok Süryani şarap mağazası bulunuyor. Şarap içmeyi seviyorsanız hem tadım yapabilir hem de beğendiğinizi satın alabilirsiniz. Aromalı olsun diyorsanız mahlepli, yoğun bir tat arıyorsanız Shiluh’u tercih edebilirsiniz. Ev şaraplarının fiyatları 50 TL, fabrikasyon şaraplar ise 25 TL-75 TL arasında değişiyor.

Dağlama Tablo

Mardin sokakları arasında gezerken tesadüfen Mehmet Usta’nın dükkanı ile karşılaştık. Kendisi ahşap yakma olarak da bilinen dağlama sanatına gönül vermiş son ustalardan biri. Tarihi sanatlarımızdan biri olan dağlamayı hala özverili ile yapan Mehmet Usta sanata yeterli önem verilmemesi konusunda bir hayli dertli. Tabloların fiyatı 100 TL’den başlıyor, isteğe göre çalışma da yapabiliyor. Satın almasanız bile uğrayın ve Mehmet Usta’nın keyifli sohbetine ortak olun.

Mardin Yeme İçme Notları

Farklı inanç ve kültürlerden beslenen Mardin’de damak tadınıza uygun pek çok lezzet sizleri bekliyor. Evet, belki Gaziantep kadar mutfağı ile ön plana çıkan bir şehir olmasa da sokaklarda gezerken kokular iştahınızı kabartıyor. Taze taze kavrulan kahveler, badem şekerleri her yerde ikram ediliyor. Mis gibi mahlepli çörekler mideleri bayram ettiriyor. Bir haftalık Mardin seyahatim boyunca deneyimlediğim yeme-içme mekanlarını ve lezzetlerini daha detaylı ele aldığım Mardin yeme-içme rehberi yazımı okuyabilirsiniz.

Mardin’in En Güzel Fotoğraf Noktaları

  • Mardin Müzesi
  • Zinciriye Medresesi
  • Kasımiye Medresesi
  • Olgunlaşma Enstitüsü
  • Eski PTT Binası (Artuklu Üniversitesi Misafirhanesi) ve üst tarafındaki sokaklar
  • Seyr-i Merdin
  • Darius Konağı’nın yanındaki renkli merdivenler
  • Kültür Sokak

*Seyahatlerimle ilgili daha fazla fotoğraf için beni seyahatimgeldi instagram hesabımdan da takip edebilirsiniz.

*Yazı veya konuyla ilgili kafanıza takılan bir şey mi var? Düşüncelerinizi yorumlara yazarsanız çok sevinirim:)

Bunlar da ilginizi çekebilir

avatar
8 Comment threads
7 Thread replies
1 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
9 Comment authors
dolum makinasıBirten ÇankayaAsyaonurDilek Recent comment authors
  Subscribe  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Mert Yılmaz
Ziyaretçi
Mert Yılmaz

Muhteşem bir rehber olmuş, elinize sağlık

Gallo Yalçın
Ziyaretçi
Gallo Yalçın

Bir solukta okuduğum muhteşem bir yazı olmuş, memleketimi ne güzel anlatmışsınız. Geldiğiniz, gördüğünüz ve bu kadar güzel anlattığınız için çok teşekkürler.

Soner Şahin
Ziyaretçi
Soner Şahin

Merhaba, ocak ayında Mardin’e gitmek istiyoruz acaba çok soğuk olur mu?

Eda Büşra
Ziyaretçi
Eda Büşra

Mardin seyahatim öncesi bu yazıyı bulmam muhteşem oldu. Dolu dolu baştan sonra mükemmel bir rehber olmuş. Süpersiniz 🙂

Dilek
Ziyaretçi

Murathan Mungan ne güzel söylemiş. Ben de iki yıl yaşamıştım Mardin’de. Bence ülkemizde daha çok değer görmesi gereken şehirlerden birisi. Dediğiniz gibi maalesef insanlar çekiniyorlar gitmeye terör gibi sebeplerden dolayı. Sizin gibi gezi bloggerları sayesinde bu çekincenin biteceğini düşünüyorum. Umarım Mardin de daha çok ziyaret edilen turistik bir şehir haline gelir kısa zamanda. 🙂 Sevgiyle…

onur
Ziyaretçi
onur

tebrikler.Güzel bir yazı hazırlamışsınız.

Asya
Ziyaretçi
Asya

Merhabalar biz şırnakta çalışıyoruz ve mardini gezmek istiyoruz ama arabamız yok nasıl gezebiliriz çok fazla sıkıntı yaşarmıyoz dara antik kente falan nasıl gidebiliriz bizi arabasız gezme konusunda bilgilendirirmisiniz

dolum makinası
Ziyaretçi

Çok güzel anlatımlı bir makale olmş teşekkürler, gezi için ilk baktığım blog burası oluyor.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.