Anasayfa Pamukkale Seyahatlerim Türkiye

Yeryüzünde Bir Cennet: Pamukkale Travertenleri Gezi Rehberi

Bembeyaz dokusu, şifalı suları ve ihtişamlı antik kenti ile Pamukkale sadece ülkemizin değil dünyanın en önemli turizm merkezlerinden biri. Pamukkale ile ilk tanışmam ilkokul yıllarındaydı. Okul gezisi ile gittiğimiz beyaz cennetten öylesine etkilenmiştim ki, uzun süre gerçek olduğuna inanamamıştım. Tabii o zamanki Pamukkale’nin görünümü çok farklıydı. Henüz travertenlerin çevresi otellerin istilasına uğramamış, çevre kirliliği bu denli yaygınlaşmamıştı. Hatta tehlikenin boyutu artınca bir süreliğine ziyarete kapatılması bile gündeme gelmişti. Aradan yıllar geçti, Pamukkale ile tekrar bir araya geldik. Dürüst olmak gerekirse karşılaşacağım manzaranın iç açıcı olacağını düşünmüyordum. Ama Pamukkale Travertenleri yapılan çalışmalarla geçtiğimiz yıllara göre daha iyi bir duruma getirilmiş. Hala ziyaret etme şansı bulamayanlar için Pamukkale Travertenleri ve Hierapolis Antik Kenti gezimle ilgili deneyimlerimi paylaşmak istiyorum.

Pamukkale Travertenleri Nerede?

Pamukkale Travertenleri Denizli’ye 18 kilometre mesafede yer alan Pamukkale ilçesine bağlı. Ören yerini günübirlik ziyaret edebileceğiniz gibi Denizli’de veya çevresindeki termal otellerde konaklayabilirsiniz.

Ülkemizde görülmeye değer yerlerden biri Pamukkale

Pamukkale Travertenleri’ne Nasıl Gidilir?

Yeryüzü cenneti Pamukkale’ye İstanbul’dan gelmeyi düşünüyorsanız en kolay seçenek hava yolu. Türk Hava Yolları ve Pegasus İstanbul-Denizli arasında direkt uçuş düzenliyor. Yolculuk ortalama 1 saat 15 dakika sürüyor. Denizli Çardak Havalimanı zamanında askeri havaalanı olduğu için şehir merkezine bir saat uzaklıkta yer alıyor. Denizli Çardak Havalimanı’nda indikten sonra araç kiralayabileceğiniz gibi BAYTUR firmasına ait havalimanı servisleriyle de Pamukkale Travertenleri’ne ulaşabilirsiniz. Denizli Çardak Havalimanı Pamukkale arası ulaşım ücreti kişi başı 30 TL. (2018)

Pamukkale’ye kara yolu ile gelmek istiyorsanız Denizli merkezden Pamukkale (Hierapolis) tabelalarını takip ederek yaklaşık yarım saatte ulaşabilirsiniz. Denizli otogarından düzenli aralıklarla Pamukkale ören yerine ulaşım mevcut. Karahayıt minibüslerine binerek rahatlıkla ulaşabilirsiniz.

Müzekart’ınız varsa Pamukkale’yi ücretsiz gezebilirsiniz

Pamukkale Travertenleri Giriş Ücreti

Ülkemizin en önemli turizm merkezleri arasında gösterilen Pamukkale Travertenleri’ne giriş ücreti kişi başı 50 TL. Maalesef fiyat turistik bir bölge olduğu için bu kadar yüksek. Ödediğiniz giriş ücretine travertenlerle birlikte Hierapolis Antik Kenti de dahil. Eğer Müzekart sahibiyseniz Pamukkale Travertenleri’ne ücretsiz giriş yapabilirsiniz. İş Bankası Kredi Kartı’nız varsa Müzekart özelliğine sahip olduğu için giriş ücreti ödemeden ziyaret edebilirsiniz. Şifalı sularıyla ünlü Kleopatra Havuzu olarak da bilinen Antik Havuz’da yüzmek isterseniz kişi başı 50 TL daha ödemeniz gerekiyor. Burada maalesef Müzekart geçerli değil. Yüzmeye gerek yok, sadece bakayım ve fotoğraf çekeyim derseniz ücretsiz girebilirsiniz. Ören yerinin içerisinde yer alan Hierapolis Arkeoloji Müzesi’ni gezmek isterseniz giriş ücreti 7 TL. Pamukkale ören yeri 12 ay boyunca ziyarete açık. 15 Nisan-2 Ekim arası 08.00-21.00, 3 Ekim-14 Nisan arası 08.00-17.00 saatleri arasında giriş yapabilirsiniz. Hierapolis Arkeoloji Müzesi’nin Pazartesi günleri kapalı olduğunu unutmayın.

Pamukkale Travertenleri’ne Ne Zaman Gidilir?

Yaz sezonu boyunca mümkün olduğu sürece uzak durmanızı tavsiye ettiğim Pamukkale ören yerinin en keyifli zamanları Nisan-Mayıs ve Eylül-Ekim ayları. Özellikle Haziran-Ağustos arasındaki dönemde yerli ve yabancı turistlerin akınına uğrayan Pamukkale’de, kalabalığın yanı sıra 40 dereceyi gören sıcaklıklarda gezmek oldukça zor. Bahar aylarında sıcaklıkların 20-25 derecelerde seyretmesi ve turist yoğunluğunun azalmasıyla burayı gönlünüzce gezebilirsiniz.

Pamukkale Travertenleri Denizli merkezden 18 kilometre uzaklıkta

Pamukkale Travertenleri Nasıl Oluştu?

Sağlık turizmi denince akla gelen ilk şehirlerden biri Denizli. Antik çağdan bu yana termal tedavi merkezi olarak bilinen Denizli ve çevresindeki termal suların tarihinin on dört bin yıl öncesine kadar dayandığı tahmin ediliyor. Öyle ki Hierapolis Antik Kenti, zamanında şifahane olarak kullanılmış ve binlerce kişinin hastalığına derman olmuş. Bembeyaz görüntüsüyle bizleri hayran bırakan Pamukkale’nin sırrı termal sular ve mineraller. Bölgedeki sıcak sular traverten yataklarına akıp kayaların çökmesine neden oluyor. Termal suların içerisinde kalsiyum ve karbonatın havayla temas etmesi sonucu reaksiyona girmesiyle yumuşak kıvamlı tortular oluşuyor ve zamanla sertleşerek travertenlerin oluşumunu sağlıyor.

Pamukkale Travertenleri’nin UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alması ülkemiz adına çok değerli. Bu nedenle travertenleri ziyaret ederken gerekli özeni göstermek zorundayız. Sadece 3-5 yıl öncesine kadar yeterli önlemler alınmadığı için beyaz görüntüsünden eser kalmayan Pamukkale eski güzelliğine kavuşmaya çalışıyor. Bu nedenle travertenlerin her bölümünde yüzülemiyor ve travertenlerde ayakkabı ile yürünmüyor. Yanınıza poşet alırsanız ayakkabınızı koyup travertenleri daha rahat gezebilirsiniz.

Pamukkale Travertenleri Gezi Notları

Pamukkale ören yerine üç farklı giriş kapısı bulunuyor. Birincisi güney kapısı olarak da bilinen Hierapolis Antik Kenti ve Kleopatra Havuzu’ndan başlayan kısım. İkincisi kuzey kapısı olarak bilinen Nekropol (Mezarlık) ve Agora gibi tarihi yapıların bulunduğu kısım. Üçüncüsü ise Pamukkale Travertenleri’nin giriş kısmı olarak bilinen yaya girişi. Biz gezimize Pamukkale Travertenleri’nden başladık, günümüzün diğer yarısını antik kenti gezmeye ayırdık. Eğer siz de Pamukkale Travertenleri’ne direkt ulaşmak isterseniz aracınızı otoparka park edip yaya girişinden başlayabilirsiniz. Otopark ücreti 5 TL.

Bulutların Üzerinde Yürümenin Keyfini Çıkarın

Yaya girişinden geçer gezmez ayakkabılarımızı poşete koyduk ve yumuşacık travertenlerin üzerinden yürümeye başladık. Sabah erken saatlerde geldiğimiz için henüz etraf kalabalık değildi. Yaz döneminde gelirseniz gezinizi öğle saatlerine bırakmayın derim, çünkü Eylül’de bile fazlasıyla sıcaktı. Kot yerine kısa şortla gelirseniz daha rahat edersiniz, sıcak sularda keyif yapmak isterseniz mayonuzu ve havlunuzu yanınıza almayı sakın unutmayın.

Merkezden kontrollü olarak akmasına izin verilen termal su uzun süre aynı yerden geçtiği takdirde önce yosunlaşmaya sonra ise travertenlerin kararmasına sebep oluyormuş. Ören yeri yetkilileri de çareyi suyu farklı zamanlarda farklı yerlerden vermekte bulmuş. Bu yüzden gittiğiniz dönemde suyun azlığına ya da çokluğuna şaşırmayın. Biz ordayken maalesef havuzların hepsi dolu değildi. Su çok akmayınca travertenlerin üzerinde yürümek insanı biraz garip hissettiriyor. Yürürken de oldukça dikkatli olmanızda fayda var çünkü travertenlerde suyun akmadığı yerlerde zemin oldukça kaygan hale gelebiliyor.

Travertenlere gittiğinizde muhtemelen düşen insanları göreceksiniz, aman dikkatli olun:) Bembeyaz travertenlerin yer yer kırmızı, yeşil çizgilerle süslendiğini görebiliyorsunuz,  bu görüntü karşısında etkilenmemek elde değil. Bu arada traverten havuzlarında yürümeyi mutlaka deneyin çünkü havuz dibinde biriken killer yumuşacık, adeta ayağınıza masaj yapıyor. Bu kili yüzlerine süren turistler görürseniz şaşırmayın. Travertenlerin arasında dönüp arkaya baktığımda kendimi bir an bulutların üzerinde hissettim. İnsanı yürürken böyle hissettirebilecek başka bir yer var mı, bilmiyorum.

Hierapolis Antik Kenti

Kutsal Kent Hierapolis’i Keşfedin

Adeta bulutların üzerinde yürüyormuş hissi yaşatan travertenlerin ardından Hierapolis Antik Kenti’ni keşfetmeye başlıyoruz. Antik kent deyince gözünüzde ufak bir alan canlanmasın. Apollo Tapınağı, Zeus Tapınağı, agora, tiyatro, nekropol, Bizans hamamları ve kiliseleri ile oldukça geniş bir alana yayılmış. Dolayısıyla bir günde tüm alanı gezmek oldukça zor. Kutsal kent olarak da adlandırılan Hieropolis Antik Kenti’nin tarihi MÖ 2. yüzyıla dayanıyor. Bergama Kralı Eumenes tarafından kurulan antik kentte geçmişe doğru yolculuğa çıkmak oldukça keyifli. Burada beni en fazla etkileyen tarihi yapı antik tiyatro oldu. Bugüne kadar bu denli iyi korunarak gelebilmesi başlı başına mucize. Tepesindeki nefes kesen manzara da görülmeye değer.

Hierapolis Antik Kenti’ndeki tarihi tiyatro

Hierapolis’nin en ilgi çeken bölümlerinden biri de Yunan mitolojisinde yer altına açılan kapı olarak adlandırılan Plutonium Mağarası. Şimdiki adıyla “Cehennem Kapısı.” İçerisinde bol miktarda karbondioksit gazı bulunduğu için antik dönemlerde Hades’e kurbanlar verilen Plutonium Mağarası tüyler ürpertici bir geçmişe sahip.

Hierapolis Antik Kenti bir zamanlar Hristiyanlık’ın merkezi olarak kabul edilmiş. Bunun nedeniyse Hz. İsa’nın on iki havarisinden biri olan Aziz Phillip’in burayı ziyaret etmesi. Aziz Phillip MS. 80 yılında burada çarmıha gerilince Hristiyanlar tarafından kutsal bir yer olarak kabul edilmeye başlanmış. Ardı ardına geçirdiği depremlerden sonra Helenistik özelliğini kaybeden Hierapolis Antik Kenti bugün daha çok Roma kenti görünümüne sahip.

Antik Havuz’da 50 TL ücret ödeyerek yüzebilirsiniz

Kleopatra Havuzu’nda Şifa Bulun

Pamukkale ören yerinin en etkileyici bölümlerinden biri de hiç şüphesiz Kleopatra Havuzu olarak da bilinen Antik Havuz. 2500 yıl öncesine dayanan tarihiyle geçmişe doğru yolculuk edeceğiniz havuzdaki sütun ve mermerler ortama farklı bir hava katıyor. Sanılanın aksine Antik Havuz sadece yaz aylarında açık değil. Eğer Pamukkale’yi kış aylarında ziyaret etmeyi düşünüyorsanız yağmur yağarken sıcacık havuzun içerisinde keyif yapma şansı bulabilirsiniz. Tabii çıkınca biraz üşümeyi göze alırsanız. Pamukkale’deki Kleopatra Havuzu MS. 692 yılında meydana gelen bir deprem sonucu oluşmuş.

Agora’nın yıkılması ve şehirde meydana gelen göçüğün sular altında kalması ile oluşan Antik Havuz’un içerisinde görebileceğiniz sütunların nedeni de bu. Havuzun suyu ise yaz-kış 36 derece. Girince bir türlü çıkmak istemiyorsunuz. Antik Havuz’un en önemli özelliği ise geçmiş yıllardan bu yana şifalı sulara sahip olması. Özellikle kalp ve damar hastalıklarına iyi gelen suların romatizma, cilt ve sinir hastalıklarının tedavisi için de şifa dağıttığına inanılıyor.

Yukarıda belirttiğim gibi Antik Havuz’da yüzmek isterseniz maalesef ayrı bir ücret ödüyorsunuz. Giriş 12 yaş üzeri için 50 TL, 6-12 yaş arası 13 TL. Eğer bütçemi aşmaz derseniz denemenizi tavsiye ederim. Antik Havuz’un yanında soyunma kabinleri de mevcut. Havuza girmeden önce güneş yağı sürmenin yasak olduğunu hatırlatayım. Travertenleri ve Hierapolis Antik Kenti’ni gezdikten sonra yorgunluğunuzu Antik Havuz’un dinlendirici sularında giderebilirsiniz.

Hierapolis Arkeoloji Müzesi

Tarih Meraklılarına Özel: Hierapolis Arkeoloji Müzesi

Antik Havuz’da yeterince keyif yaptıktan sonra rotamızı Roma Hamamı’na çevirdik. Burası havuza oldukça yakın bir mesafede. 1984 yılında tarihi hamam restore edilerek Hierapolis Arkeoloji Müzesi’ne çevrilmiş. Müzenin üç ayrı salonu bulunuyor. Hierapolis Antik Kenti’nde yapılan kazılardan elde edilen tarihi eserleri yakından inceleyebileceğiniz müzede çevredeki diğer antik kentlerden getirilen eserler de sergileniyor. Müzeye giriş ücreti 7 TL. Ortalama yarım saatte tamamını gezebilirsiniz.

Pamukkale’yi Bir de Havadan Görmeye Ne Dersiniz?

Pamukkale gezinize unutulmaz bir deneyim eklemek isterseniz yamaç paraşütü yapabilirsiniz. Pamukkale’ye 3 kilometre uzaklıkta yer alan Dinamit Tepe’den hareket eden yamaç paraşütüyle beyaz cenneti bir de havadan izlemek inanılmaz bir keyif olmalı. Pamukkale’nin en önemli özelliği ise yamaç paraşütünün 12 ay boyunca yapılmaya elverişi olması. Deneyimli tandem pilotlarıyla gerçekleştirilen uçuşlarda video ve fotoğraf çekimi de yaptırabilirsiniz.

Pamukkale’de Yeme-İçme

Pamukkale’ye gelmeden önce yeme-içme fiyatlarının yüksek olduğunu duymuştum, ama bu kadar olacağını tahmin etmemiştim. İçeride bir şişe su 6 TL,  hamburgerler 50-70 TL arası, kola 18 TL’ye satılıyor. Sanki Avrupa’ya gitmişsiniz gibi bir fiyat politikası ile karşılaşmak bu gidişle Pamukkale’ye ziyareti imkansız kılmaya başlayacak. Biz yiyecek, içeceğimizi yanımıza alarak tedbirli gelmiştik. Size de aynısını tavsiye ederim. Özellikle bol miktarda su almayı unutmayın.

Pamukkale Natural Park

Pamukkale Travertenleri’nin yanı başında da büyük bir park bulunuyor. Ancak buraya da giriş için ekstradan 25 TL ücret isteniyor. İçerisinde yüzme havuzları, çamur havuzu, kafeterya ve restoranların bulunduğu Natural Park’a Müzekart’ınız varsa ücretsiz girebilirsiniz.

Pamukkale ören yerinin tamamını bir güne sığdırabilmek oldukça zor. Hem travertenler, hem antik kent, hem de havuz derken buradan ayrıldığımızda güneş batmaya başlamıştı ve oldukça yorulmuştuk. Eğer siz de keyifli bir hafta sonu tatili geçirmek isterseniz izin bile kullanmaya gerek duymadan Cumartesi yola çıkıp Pazar dönecek şekilde Pamukkale gezisi yapabilirsiniz.

*Seyahatlerimle ilgili daha fazla fotoğraf için beni seyahatimgeldi instagram hesabımdan da takip edebilirsiniz.

*Yazı veya konuyla ilgili kafanıza takılan bir şey mi var? Düşüncelerinizi yorumlara yazarsanız çok sevinirim:)

Bunlar da ilginizi çekebilir

avatar
1 Comment threads
1 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
2 Comment authors
Birten ÇankayaKader Eymen Recent comment authors
  Subscribe  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Kader Eymen
Ziyaretçi
Kader Eymen

Böyle bir güzelliğe sahip olduğumuz için çok şanslıyız diyeceğim ama fiyatlardan pek de gidebileceğiz gibi durmuyor yoksa ben de çok istiyordum gitmeyi :((

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.