Anasayfa İspanya Mallorca Seyahatlerim

İspanya’da Bir Rüya Adası: Palma de Mallorca Gezi Rehberi

“Bir yer hayal edin; el değmemiş güzelliği ile kalabalıktan uzak, mutluluk ve huzur dolu… Palmiye ve portakal ağaçlarının denizle birleştiği, yılın neredeyse 300 günü güneşli, Akdeniz’in sıcaklığını iliklerinize kadar hissedeceğiniz bir ada burası: Palma de Mallorca (Mayorka). Ada dediğime bakmayın, şehirle yarışacak büyüklükte bir yer. Açıkçası buraya gelmeden önce küçük, birkaç günde kolayca gezebileceğim bir ada olarak hayal etmiştim Mallorca’yı. Ama yanıldığımı daha ilk günden anladım. Adada metro hattı bulunuyor daha ne olsun!

Mallorca Paguera sahili

İspanya’ya bağlı Balear Takım Adaları’nın en büyüğü olan Mallorca’nın bir başından diğer başına gitmek neredeyse iki saatinizi alıyor. Mesafeler o denli birbirine uzak. Palma, Mallorca’nın kültür ve turizm merkezi. Ada nüfusunun büyük bir bölümü Palma’da yaşıyor. Barselona, Madrid, Sevilla varken neden Mallorca’ya gittiğimin net bir cevabı yok aslında. Arada alışılmışın dışında, farklı yerleri keşfetmeyi seviyorum, belki de bu götürdü beni Mallorca’ya. İyi ki de götürdü, harika bir hafta geçirdiğim bu adada kendimi adeta yenilenmiş hissettim. Hadi, hep birlikte İspanya’nın saklı cenneti Mallorca’yı keşfe çıkalım!

Barselona El Prat Havaalanı

Palma de Mallorca’ya Nasıl Gidilir?

Mallorca’ya ülkemizden direkt uçuş bulunmuyor. THY Palma de Mallorca’ya sefer düzenliyor ancak o da Barselona ya da Madrid aktarmalı uçuyor. Biz Mallorca’ya gitmek için önce Pegasus’tan Barselona’ya bilet aldık. Sonrasında ise Air Europa ile Mallorca’ya geçtik. Seyahatimiz Ağustos ayında olduğu için Barselona bileti normal dönemlere göre biraz pahalıya geldi. Gidiş dönüş tek kişi 500 TL ödedik. Barselona’dan Mallorca’ya gidiş için birçok seçeneğiniz bulunuyor. Ryanair, Vueling, Iberia ve Air Europa bunlardan birkaçı. Biz Ağustos ayı için en uygun bileti İspanyol havayolu şirketi olan Air Europa’dan bulduk. Barselona Mallorca gidiş-dönüş uçak biletine tek kişi 450 TL ödedik. Ryan Air Barselona-Mallorca uçuşlarında epey kampanya yapıyor. Mayıs ayı için 1.9 euroya gidiş bileti görmüştüm:) Instagram hesabımdan (@seyahatimgeldi) uçak bileti kampanyalarını ve ucuz uçak biletlerini sık sık paylaşıyorum. Fırsatlardan haberdar olmak isterseniz takip edebilirsiniz. 

İstanbul Barselona arası uçakla 3 saat sürüyor. Pegasus Barselona El Prat Havaalanı ikinci terminalinde (T2) sizi indiriyor. Mallorca için aktarma yaparken bu kısma özellikle dikkat etmelisiniz, çünkü Barselona El Prat Havaalanı’nda üç ayrı terminal bulunuyor. Dolayısıyla da her uçak firması farklı pistlerden kalkıyor. Pegasus ikinci terminalden (T2) kalkarken Air Europa birinci terminalden (T1) kalkıyordu. Tabii biz bunu öğrenene kadar baya bir macera yaşadık. Aktarma uçuşunuz varsa mutlaka ama mutlaka araya en az üç-dört saat koymayı unutmayın. Çünkü önceki uçuşunuz rötar yapabiliyor. Biz Mallorca’ya giderken bu konuda herhangi bir sorun yaşamadık, ancak Mallorca’dan Barselona’ya giderken Air Europa tam 3 saat rötar yaptığı için neredeyse Pegasus uçağımızı kaçırıyorduk, neyse ki Pegasus da bir saat İstanbul’a rötarlı kalkıyordu, bu sayede uçağa yetişebildik.

Barselona El Prat Havalimanı çok büyük, terminaller arasında geçiş için çıkış kapısında bekleyen ücretsiz shuttle’lara binerek üç terminale de gidebiliyorsunuz. Birinci terminal ile ikinci terminal arası shuttle ile 15 dakika sürüyor. El Prat Havalimanı’nın tek sevmediğim özelliği soru sormak için kimseyi bulamamanız. Her yere “No Question” (Soru sormayın) yazmışlar. Böyle bir durumda en iyi seçenek polislerden yardım istemek, İngilizce biliyorlar ve ellerinden geldiği kadar size yardımcı olmaya çalışıyorlar.

Air Europa ile Barselona’dan Mallorca’ya geçerken…

Barselona Mallorca arası uçakla sadece 45 dakika sürüyor. Akdeniz’in nefis manzarası eşliğinde uçak ne ara kalktı ne ara indi anlamıyorsunuz bile. Air Europa’ya bu ilk binişim oldu ve dönüşte yaptığı rötarı saymazsak memnun kaldığımı söyleyebilirim. Koltuklarının ikişerli olması bize mi denk geldi bilmiyorum ama konforlu bir uçuş sağladı 🙂

Palma de Mallorca Havaalanı

Palma de Mallorca Havaalanı’ndan Merkeze Nasıl Gidilir?

Palma de Mallorca Havaalanı merkeze arabayla yirmi dakika uzaklıkta bulunuyor. Buradan araba kiralayabileceğiniz gibi merkeze gitmek için metro ve otobüsleri de kullanabilirsiniz. 1 numaralı otobüs sizi Palma merkeze Plaza de Espana durağına bırakıyor. Kişi başı bilet fiyatı 5 euro. Sabah 06.10’dan yazın gece 02.00’ye kadar her on beş dakikada bir Palma merkez-Havaalanı arasında otobüs seferleri düzenleniyor. Daha detaylı bilgi için buraya tıklayabilirsiniz. Havalimanından araç kiralama imkanı da bulabileceğinizi unutmayın.

Mallorca’da gözünüz yeşilin ve mavinin her tonuna doyacak

Palma de Mallorca’ya Ne Zaman Gidilir?

Mallorca’nın en yoğun sezonu elbette yazın. Temmuz, ağustos aylarında dünya jet sosyetesinin de ilgi odağı haline gelen Mallorca turist akınına uğruyor. Ancak ada o kadar büyük ki kalabalık sizi hiç etkilemiyor. Bir hafta boyunca her gün arabayla farklı bir yere gittik, bir kere bile trafiğin yoğun olduğu zamanı, gezerken bunaldığımı hatırlamıyorum.

Mallorca’yı en çok Almanlar tercih ediyor. Adada bu nedenle Almanca da çok iyi konuşuluyor. Fransız ve Hollandalılar da yoğunlukta. Ancak diğer ülkelerin aksine hiçbir Uzakdoğulu ile karşılaşmadım, beyaz tenli oldukları için güneşten olabildiğince uzak kalmaya çalıştıklarından sanırım 🙂 Biz Mallorca’ya Ağustos ayında gittiğimizde sıcaklık gündüz 35- 40 derece civarındaydı. Ancak buranın farklı bir havası var, sıcağı boğucu değil. Normalde olsa dışarı adımımızı zor atarken burada öğle sıcağında gezerken hiç zorlanmadık. Sanırım nem olmaması bunda büyük etken. Akşamları da aynı gündüz gibi sıcaktı hava, son güne kadar hiç esmedi. Uçağa bineceğimiz günse gökten boşanırcasına yağan yağmuru hiç unutamayacağım.

Mallorca’da deniz sezonu Mayıs’ta açılıyor, Ekim’e hatta Kasım’a kadar sürüyor. Bence buraya gitmek için en ideal dönem Eylül-Ekim ayları. Hem fazla sıcak olmuyor hem de Mallorca’da konaklama fiyatları yarı yarıya düşüyor. Sonbahar döneminde Mallorca uçak bileti fiyatları da oldukça uyguna geliyor. Fırsatınız varsa sonbaharda gitmenizi öneririm.

Mallorca’da kaldığımız Morlans Garden Otel

Mallorca’da Nerede Kalınır?

Mallorca’da konaklama seçenekleri büyük bir ada olduğu için oldukça fazla. Eğer merkezde olmak ve her yere kolayca ulaşmak istiyorsanız Palma’yı tercih edebilirsiniz. Tatilden beklentiniz sakinlikse Port de Solller, Deia, Pollença gibi civar köyler tam size göre. Biz merkeze yarım saat uzaklıkta Paguera bölgesinde bulunan Morlans Garden’da kaldık. Otel plaja yürüyerek iki dakika mesafedeydi. Odamızın deniz manzaralı olması bizim için bonustu. Sabah kahvaltısı ve akşam yemeği de dahil 6 gece konaklama için kişi başı yaklaşık 2 bin lira ödedik. Yemekleri oldukça lezzetliydi, İspanyol mutfağı ağırlıkta olduğu için farklı lezzetler de deneme şansı bulduk. Kahvaltıda içecekler dahildi ancak akşam yemeğinde içtiklerimizi ekstra olarak ödedik ki su 1 euro, bira 2 euro gibi fiyatlara satılıyordu. Orta büyüklükteki havuzu ve yukarıda sadece on sekiz yaşın üzerindekilerin girebildiği jakuzisi bulunan “adult” bölümü vardı. Sabah kahvaltıdan sonra burada keyif yapıyor, öğleden sonra da adayı gezmeye ayırıyorduk. En keyif aldığım otellerden biri oldu, yine gitsem yine bu oteli tercih ederim. Palma de Mallorca’daki konaklama seçeneklerinin tamamına buradan göz atabilir, rezervasyon yapabilirsiniz.

Seyahatinizde ev konforunu devam ettirmek için Airbnb tercih etmeyi düşünüyorsanız buradan yeni üyelik oluşturarak ev rezervasyonunuzda 130 TL tutarında indirim kazanabilirsiniz. 

Mallorca’yı gezmek için araba kiralamanızı öneririm

Mallorca’da Ulaşım

Mallorca’yı baştan sonra gezmek isterseniz size önerim mutlaka araba ya da motosiklet kiralamanız. Yoksa diğer türlü mesafeler çok uzak olduğu için merkez harici yerlere giderken otobüsle zorlanabilirsiniz. Biz otelimizin yakınında bulunan Autos Custodia isimli araba kiralama ofisine uğradık ve günlüğü 35 euro’dan altı gün boyunca araba kiraladık ve adanın ancak yarısını bitirebildik. Normalde fiyat daha yüksekti pazarlık yaparsanız fiyatı biraz daha aşağı çekebiliyorlar.

Mallorca’da toplu ulaşım EMT ve TIB firmaları ile yapılıyor. EMT otobüsleri ile Palma merkezdeki yerleri görebilirsiniz. Bunun için iki numaralı otobüse binmeniz yeterli, bilet fiyatı kişi başı 1.5 euro. 10 binişlik alırsanız 10 euro. Daha ayrıntılı bilgi için buraya tıklayın. Palma’da M1 ve M2 olmak üzere iki ayrı metro hattı bulunuyor. Sabah 06.15’ten 23.00’e kadar hizmet veriyor. Metro durakları hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olmak isterseniz buyurun.

Mallorca’da alışveriş için çok fazla seçeneğiniz var

Mallorca’da Alışveriş

Mallorca’da her bütçeye uygun alışveriş imkanı bulunuyor. En başta şunu belirtmek istiyorum ki Mallorca öyle uçuk fiyatların olduğu bir ada değil. Konaklama fiyatları bazı yerlerde pahalı olabilir ancak Mallorca’da yeme-içme ve alışveriş fiyatları kimi yerlerde o kadar uygundu ki Avrupa’da hele hele ünlü bir adada olduğumu bana unutturdu. Eğer içki içmeyi seviyorsanız Mallorca’da almanızı tavsiye ettiğim ilk şey şarap. Evet, burada şarap oldukça ucuz. Tadına doyamayacağınız İspanyol şaraplarını sadece 2- 3 euro gibi düşük fiyatlara satın alabiliyorsunuz. Size önerim süpermarketlere gitmeniz. Her zaman en uygun fiyatı süpermarketlerde buluyorsunuz. Şarap fiyatlarının ucuzluğu beş şişe şarapla dönmeme neden oldu. Mercadona, Eroski City en uygun fiyatlı şarapları bulabileceğiniz süpermarketler.

Mallorca’da içecek fiyatları çok uygun

İspanya demek Sangria demek. Sangria almak için de rotanız mutlaka süpermarketler olsun. Sadece 1 euro’ya koca bir şişe sangria almanız mümkün. İsterseniz meyvelisi de var. Alkol oranı o kadar düşük ki sanki vişne suyu içiyormuşsunuz gibi. Mallorca marketlerinde su fiyatları 0.50 euro’dan başlıyor 1.40 euro’ya kadar çıkıyor. Biralar ise 0.65 euro’dan başlıyor.

El Corte Ingles mağazası

Palma merkezdeki alışveriş noktalarından birkaçını sıralamam gerekirse en başta Alexandra Rossello caddesi gelir. Boylu boyunca uzanan cadde üzerinde ünlü İspanyol markalarından Zara ve Mango’nun yanı sıra El Corte Ingles alışveriş mağazasını bulabilirsiniz. Burası bizdeki YKM, Boyner gibi farklı markalarda kozmetik ürünleri, giyim, aksesuar, ayakkabı bulabileceğiniz büyük bir mağaza.

Mallorca limanının hemen karşısında yer alan Porto Pi alışveriş merkeziyse buranın en ünlü alışveriş duraklarından biri. İçeride birbirinden ünlü markaların mağazalarını bulabilirsiniz. Palma eski şehirde gezerken ara sokaklarda karşınıza birçok mağaza çıkıyor. Avenia Jaume III, Carrer de Sant Feliu en ünlü markaları bulabileceğiniz diğer adresler. Carrer de Sant Feliu caddesindeki Rialto Living mağazasına ise mutlaka uğrayın. Ev dekorasyonu ile ilgili harika parçalar bulabilir, kafe bölümünde lezzetli yemeklerin tadına bakabilirsiniz.

Paguera Caddesi’nde dükkanlar akşam üstü açılıyor

Paguera bölgesi Palma’ya göre çok daha uygun fiyatlı alışveriş imkanına sahip. Av. Paguera caddesindeki karşılıklı mağazalarda hediyelik eşyadan kıyafete, takıdan yeme içme mekanlarına kadar birçok alternatif karşınıza çıkıyor. Magnetler 1 euro, hatıra Mallorca bardakları 3-4 euro. Mallorca mağazalarının birçoğunda kertenkele figürünü göreceksiniz, şaşırmayın. Kertenkele buranın simgesi olduğu için birçok hediyelik eşya satan mağazada kertenkele temalı ürünler karşınıza çıkıyor. Sevdikleriniz için farklı bir hediye alternatifi olabilir.

Palma sokakları

Mallorca Gezilecek Yerler

Balear takım adalarının en büyüğü olan Mallorca’yı sadece deniz, kum ve güneşten ibaret sanıyorsanız fena halde yanılıyorsunuz! Ada’da keşfedilmeyi bekleyen o kadar güzel yerler ve tarihi yapılar var ki hepsini gezmek isteseniz en az iki haftanızı buraya ayırmanız gerekiyor. Ben de Mallorca seyahatimden önce daha çok denize girmeyi düşünüyordum, gezilecek yerlerin bu kadar fazla olabileceği aklımın ucundan geçmezdi. Eğer amacınız sadece deniz tatili yapmaksa Mallorca’da bundan çok daha fazlası var!

Palma katedrali görkemli yapısıyla dikkat çekiyor

Palma Katedrali (La Seu/Cathedral de Mallorca)

Palma’nın hemen girişinde bütün heybetiyle sizi selamlayan Palma Katedrali bilinen diğer adıyla Le Seu Avrupa’nın en büyük katedrallerinden biri. Bizim en büyük şansımız katedrali rahip eşliğinde gezebilme fırsatımızın olmasıydı. Rahip bizi katedralin girilmesinin yasak olduğu birçok yeri özel izinle gezdirdi, bu sayede katedrali çok daha detaylı bir şekilde gezme fırsatı elde ettim.

Palma katedraline giriş ücretsiz

1229 yılında yapımına başlanan Palma Katedrali gotik mimariye sahip. Ada İspanyollar tarafından fethedilmeden önce Arap hakimiyetinde olduğu için katedralin içerisinde önceden cami bulunuyormuş ve o dönemlerde güneş saatine göre burada namaz kılınıyormuş.

Palma katedraline ünlü mimar Gaudi de birçok ekleme yapmış

Katedralin 48 metre uzunluğundaki çan kulesinde dokuz adet çan bulunuyormuş ve her biri 4500 kilo ağırlığındaymış ve farklı isimlere sahipmiş. 1601 yılında yapımı bitse de 1851 yılında Mallorca’daki büyük depremde ağır hasar gören katedralde tekrar yenilenme çalışmaları başlamış. Ünlü Katalan mimar Antoni Gaudi 20. yüzyıl başlarında katedralde birçok düzenleme yaparak burayı modernleştirmiş.

Palma Katedrali’nin normalde girilmesi yasak olan bölümünden bir kare

Palma Katedrali’ne yılda sadece üç kez güneş ışığının motiflere yansıması sonucu yerde inanılmaz bir şekil oluşuyormuş. 11 kasım, 2 şubat ve 11 şubat tarihlerinde bu şekli görebilmek için katedralin önünde uzun kuyruklar oluşuyormuş. Daha bitmedi, her sene 23 ekimde katedralin tam ortasında oluşan kırmızı motifin nereden geldiği ise bir türlü anlaşılamıyormuş. Sanırım gezdiğim katedraller arasındaki en gizemlisi Palma Katedrali oldu.

Palma Katedrali’nin girişi ücretsiz, yaz döneminde Pazartesi-Cuma günleri saat 10.00’dan 18.15’e kadar Cumartesi günleri ise 10.00-14.15 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz. Katedralin üst katına çıkıp eşsiz Mallorca manzarasını izleyebilirsiniz.

Serra de Tramuntana’dan bir kare…

Serra de Tramuntana

Palma’dan arabayla yarım saat uzaklıkta bulunan Serra de Tramuntana Mallorca’nın yaklaşık %30’unu kaplayan bir sıradağ. Zeytin ve portakal ağaçları içerisinde temiz havasıyla başınızı döndüren Serra de Tramuntana’nın içine gizlenmiş irili ufaklı birçok köy karşınıza çıkıyor. Batıda Andratx’tan doğuda Pollença’ya kadar uzanan köylerden dördünü ziyaret etmek şansı bulduk. Gerek manzaraları, gerek el değmemiş yapıları ile Mallorca’da böyle saklı cevherler olduğunu bilmiyordum. Okumak elbette önemli ama gezmek insana okuyarak karşına çıkamayacak birçok şeyi sunuyor!

Port de Soller Palma’ya yarım saat uzaklıkta

Port de Soller

Mallorca’da irili ufaklı onlarca köy var, Port de Soller de onlardan biri. Mallorca’nın batı yakasında Serra de Tramuntana Dağı’nın çevrelediği Port de Soller’in sahil kısmında denizin tadını çıkarabilirsiniz. Es Traves ve Platja d’en Repic Puerto de Soller’deki iki harika plaj. Her ikisinde de şezlong kiralayabileceğiniz gibi havlunuzu kuma serip denizin keyfini çıkarabilirsiniz. Mallorca’nın en ünlü ve en lüks otellerinden biri olan Jumeirah Port Soller de burada yer alıyor.

Port de Soller’in nefis manzarasına karşı çay keyfi

Port de Soller’de manzaranın tadını doyasıya yaşamanız için size harika bir mekan önerim var: Nautilus. Burası hem yemekleri hem doğa ve deniz manzarası ile Mallorca’da olduğunuzu hissettiren bir yer. Biz öğlen gelmiştik ancak sahibinin söylediği kadarıyla burada gün batımı nefis oluyormuş. Arabanız varsa burayı es geçmeyin derim.

Zamanı burada durdursam olur mu?

Deia

Port de Soller’e arabayla on dakika uzaklıkta bulunan Deia sadece 700 kişinin yaşadığı küçücük bir köy. Burası manzarasıyla beni en çok etkileyen yerlerden biri oldu. Sonradan öğrendiğim kadarıyla birçok sanatçıya da eserlerini yaparken ilham veren bir köymüş burası. Arabayla gelip seyir terasında eşsiz manzarasının keyfini çıkardıktan sonra kayalıkların arasından yürüyerek denize inebilirsiniz. Cala Deia ve Lluc Alcari olmak üzere iki sahili bulunuyor.  Aşağı iniş biraz zorlu ve uzun sürüyor ama cam gibi denize girdikten sonra yorgunluğu unutuyorsunuz. Eğer Deia’ya uğrayan bir tekne turuna katılırsanız koyun keyfini zahmetsiz bir şekilde çıkarabilirsiniz.

Mallorca gezi listenize mutlaka eklemeniz gereken bir yer Valldemossa

Valldemossa 

Deia’dan sonraki durağımız Valldemossa. Yeşilin her tonunu görebileceğiniz doğası, Ortaçağ döneminden kalma mimarisi, çiçeklerle bezenmiş evleri ile “iyi ki gelmişim” diyeceğiniz bir köy burası. Üstelik sıradan bir köy de değil, ünlü besteci Frederic Chopin’in ölmeden önce son birkaç yılını geçirdiği, bestelerinde izler taşıyan bir yer. Zaten köye giden yolda Chopin’in evini uzaktan görmemeniz imkansız. Bir an önce gezmek için sabırsızlanarak arabamızı otoparka bırakıyoruz. Köy küçük olduğu için birkaç saatinizi ayırmanız yeterli.

Chopin’in piyanosu

Kısa bir hayat öyküsü, o kısacık hayata sığdırılan onlarca eser, yarım kalan bir aşk hikayesi… Klasik müziğe kuşaklar boyunca yüzbinlerce dinleyici kazandıran Polonyalı besteci Frederic Chopin 20 yaşında Varşova’dan ayrılıp hayatı boyunca Avrupa’da 20’ye yakın şehre gitti. Bunlardan biri de Valldemossa. Chopin’i daha yakından tanımak, ona nelerin ilham verdiğini bir nebze de olsa anlamak için müze haline getirilen evini ziyaret ettim. Giriş için 4 euro veriyorsunuz. Küçük ama yaşanmışlığın her yere sindiği bir ev burası. Ünlü senfoniler ardı ardına çalarken duvarda notaları görüyorum. Hepsi özenle çerçeveletilip asılmış. Piyanosu tam karşımda, ilk günkü görünüşünde sanki O’nun ellerini bekliyor. 39 yaşında ölmeseydi daha ne besteler yapardı, kim bilir?

Chopin’in Evi’nin rengarenk çiçeklerle süslü bahçesi

Chopin’in Evi‘nin bahçesini görünce bu bestelerin nasıl ortaya çıktığını anlıyorsunuz. Yemyeşil bitkiler sarmış her yeri, çeşmeden usul usul su akıyor. Bahçenin tam karşısında nefis bir vadi manzarası… Böylesine cennet gibi bir yerde insan ilham almadan durabilir mi hiç? Valldemossa’da her yıl Chopin Festivali düzenleniyor. Piyanistler Chopin’in bestelerini çalıp anma etkinlikleri gerçekleştiriliyor.

Valldemossa’nın ünlü tatlısı Coco de Patata

Chopin’in Evi’nden çıktıktan sonra Valldemossa’ya özgü bir tatlı olan Coca de Patata’dan birer tane alıyoruz. Patatesli hamurun pişirilip üzerine pudra şekeri serpilerek hazırlandığı hafif ve lezzetli bir tatlı. Tanesi 1 euro’ya satılıyor. Valldemossa’daki birçok kafede bulabilirsiniz. Valldemossa’ya Palma Plaza de Espana’dan kalkan 210 numaralı otobüsle yarım saatte ulaşabilirsiniz. Otobüs durağı Valldemossa’nın hemen girişinde.

Lluc yüzyıllardır Mallorca’nın dini merkezi olarak kabul ediliyor

Lluc

Sıra geldi Mallorca’da beni en çok etkileyen yere. Burası Serra de Tramantuna’da gördüğümüz son köy olan adanın ruhani merkezi Lluc. Mallorca’nın en kutsal alanı, aynı zamanda bir hac yeri sayılıyor. Tarihi yüzyıllar öncesine dayanan bir manastır var burada. Santuari de Lluc. Bunun nesi etkileyici ki, manastır her yerde var diyebilirsiniz. Bunu manastıra girmeden anlayamazsınız. İbadet edilen bölümün hemen yanı başındaki odaya girer girmez kulağınızda inanılmaz bir basınç hissediyorsunuz. Evet, okuyunca garip geleceğini biliyorum, belki bana da söylense inanmayabilirdim ama bizzat deneyimleyince böyle bir şeyin nasıl hissettirdiğini de satırlara dökebilmem pek mümkün değil. Beş dakika boyunca orada dua ettik ve beş dakika boyunca o çınlama ve basınç hissi kulağımdan hiç gitmedi. Odadan çıkar çıkmazsa bu his kayboldu. Sanırım hayatım boyunca bu anı unutamayacağım.

Lluc’a giriş 5 euro, ancak şunu söylemeliyim ki yolu çok virajlı, arabayla geliyorsanız dikkatli olmanızda fayda var. Lluc Palma merkeze arabayla bir buçuk saat uzaklıkta bulunuyor. Manastırın hemen ilerisinde bir çeşme göreceksiniz. Bu çeşmeden akan su da kutsal kabul ediliyor. Zaten önünden kuyruk hiç eksilmiyor. Herkes kocaman bidonlarla buradan su doldurup evine götürüyor. Biz de yanımızda bulunan pet şişeye suyu doldurup içtik. Eğer buraya gelirseniz yanınıza bolca boş pet şişe almanızı öneririm.

Alcudia’da evlerin tamamı sonbahar tonlarında

Alcudia

Mallorca’nın kuzeyinde bulunan ortaçağdan kalma evleri ve huzurlu atmosferi ile küçük bir kasaba daha: Alcudia.Burası gezdiğim diğer köylere göre daha turistik geldi bana. Sıra sıra restoran ve mağazalarla dolu bu nedenle biraz da kalabalıktı. Alcudia Palma’ya arabayla 45 dakika uzaklıkta, keyifli birkaç saat geçirmek isterseniz uğrayabilirsiniz. Girişte geniş bir otoparkı da mevcut.

Porto Cristo’daki Ejderha Mağarası

Ejderha Mağarası (Cuevas del Drach)

Mallorca her ne kadar sahilleri ile ünlü bir ada olsa da keşfedilmeyi bekleyen yerlerin sayısı da hayli fazla. Cuevas del Drach ya da bilinen ismiyle Ejderha Mağaraları‘nı tanıtım broşüründe gördüğümde mutlaka gitmeliyiz dedim ve arabayla yaklaşık 1.5 saat süren yolculuk sonrası mağaranın bulunduğu Porto Cristo‘ya ulaşabildik. Arabamızı otoparka bıraktıktan sonra bilet almak için sıraya girdik.

Ejderha Mağarası’na giriş için 15 euro‘ya biletimizi aldık ve bu doğa harikasına girebilmek için 1 saat sıra bekledik. Bilet fiyatları 13 yaşından büyükler için 15 euro, 3-12 yaş arası çocuklar içinse 8 euro. Mağara sabah 10.00’da ziyarete açılıyor, her saat başı içeriye bir grup alınıyor. Son ziyaret saati ise 17.00. Size tavsiyem beklememek için biletinizi internetten almanız. Çünkü belirli bir sayıda grubu içeri alıyorlar ve sayı fazla ise diğer grup bir sonraki saate kalıyor. Beklediğimize değdi mi derseniz, sonuna kadar! Mallorca’ya gelmişken böylesine bir doğa harikasını görmeden dönmek olmazdı.

Mağaranın içerisine hayran kalmamak mümkün değil

1880 yılında keşfedilen mağara 1922 yılından bu yana ziyarete açık. Yaklaşık 1 km’lik yol boyunca sağlı sollu sarkıt, dikit ve kolonların arasında yer altı cennetinde gibi hissettim kendimi. Işıklandırma ile birlikte bambaşka bir havaya bürünen mağaranın yaklaşık 3 milyon yıl önce oluştuğu tahmin ediliyor. Sarkıtlarsa her yüz yılda 1 cm. uzuyormuş.

Mağaranın içerisindeki küçük göllerden biri, rengi harika

Cuevas del Drach’ın birçok yerinde cam gibi berrak su birikintilerine rastlıyorsunuz. Mağaranın en sonunda ise sizi dünyanın en büyük yeraltı gölü olan Martel Gölü karşılıyor. İçeride fotoğraf çekebiliyorsunuz ancak flaş kullanmanız yasak, görevliler görürse uyarıyor. Güvenlikle ilgili herhangi bir çekinceniz olursa görevli sayısı hayli fazla, hemen yardıma hazırlar.

Siz Hiç Mağarada Klasik Müzik Dinlediniz mi?

Cuevas del Drach’ın en etkileyici kısmı mağaranın sonuna geldiğinizde bir anda tüm ışıkların sönüp dört sandaldan yükselen klasik müzik sesiydi. Martel Gölü’nde usulca ilerleyen sandallar on dakika boyunca unutulmaz bir klasik müzik dinletisi sundu. Konser bitip tüm ışıklar yandığında rüya gibi geçen on dakikanın etkisi altındaydım. Hayat aslında tahmin edebileceğimizden çok daha garip ve değişken. Küçüklüğümü hatırlıyorum da karanlıktan korkup kaçarken o gün korktuğum karanlığın hiç bitmemesini istedim.

Konser sonra erdiğinde dilerseniz yürüyerek dilerseniz de bizim gibi sıra bekleyip Martel Gölü’nde sandala binerek mağaradan ayrılıyorsunuz. Buraya kadar gelmişken sandal keyfi yaşamamak olmaz deyip yaklaşık on beş-yirmi dakika sandal sırasının bize gelmesini bekledik. Çünkü bizimle aynı fikirde olan bir sürü kişi vardı 🙂  Sıra bize geldiğinde iki dakika da olsa Martel Gölü’nde büyüleyici sarkıtlar ve dikitler arasında sandalla ilerlemek harika bir duyguydu.

İçerisi her ne kadar nemli olsa da astımım olmasına rağmen herhangi bir rahatsızlık yaşamadım. Eğer sizin de böyle bir rahatsızlığınız varsa ilacınızı yanınızda bulundurmanızı öneririm. Ejderha Mağarası’nda gezi toplamda 1 saat sürüyor. Çıkışta Porto Cristo’nun sahiline gidip deniz keyfi yaşayabilir ya da kasabada alışveriş yapabilirsiniz.

Palma sokaklarında Gaudi’nin yaptığı eve rastlıyoruz

Palma Sokakları 

Seyahatimizin son gününü Palma’nın tarihi sokaklarını gezmeye ve alışverişe ayırdık. Burada yaşayan insanlar gerçekten mutlu, hepsinin yüzü gülüyor, hepsi neredeyse birbirini tanıyor. Kırmızı ışıkta arabayla beklerken bir grup genç top sektirerek ufak bir gösteri yapıyor. Yeşil yanıyor ve gösteri devam ediyor ama kimse ne bir korna çalıyor ne itiraz ediyor. Zaten burada gereksiz yere korna çalmanın bile cezası olduğunu öğrenince İstanbul’u hiç aklıma getirmemeye çalışıyorum 🙂

Palma’daki Mercat Olivar’dan alışveriş yapabilirsiniz

Passeig del Born’dan başlayıp Avinguda de Jaume ve Plaça Major’a uzanan cadde boyunca birbirinden güzel birçok mağaza ve restoran bulabilirsiniz. Carrer del Sidicat da gezinizde vakit ayırmanız gereken bir diğer cadde. Eğer acıktıysanız Palma’nın meşhur kapalı pazarlarından biri olan Mercat Olivar’a girebilir ve 7-8 euro’ya bir tabak dolusu deniz ürünü ile kendinizi ödüllendirebilirsiniz.

Mallorca’da Bir Garip Festival: Nit de Foc

Eğer seyahatiniz Ağustos ayına denk gelirse her yıl düzenlenen Nit de Foc festivalini kaçırmayın. Tamamen tesadüfi bir şekilde akşam dondurma yemeye çıkmışken birden alanda toplanan kalabalık dikkatimizi çekti. Biz de konser gibi bir şey olacağını umarak beklemeye başladık. Kısa bir süre sonra etrafımız canavar ve şeytan kılığında ellerinde havai fişekler bulunan bir grup tarafından sarıldı. Ne olduğunu anlayamadan garip bir şekilde dans etmeye başladılar ve kulakları sağır eden tiz bir korku müziği de danslarına eşlik ediyordu. Dört bir yanımızda ateş yaktılar ve müzik eşliğinde ardı ardına maytaplar patlatarak herkes çılgın bir eğlenceye başladı. Hem korkutucu hem de aşırı eğlenceli bir gece geçirmiş olduk. Gösteri bir saate yakın sürdü. Mallorca seyahatimize unutulmaz bir anı daha eklemenin mutluluğu ile son gecemizi de bu şekilde bitirdik.

Paguera plajı

Mallorca Plajları

Ben Mallorca’dan bir hafta boyunca deniz, kum, güneş keyfi beklerken çok farklı deneyimler yaşadım. Size de Mallorca ile ilgili en önemli tavsiyem burasını sadece keyif adası olarak görmemeniz. Elbette turkuaz denizi ile oldukça cezbedici ama öte yandan farklı deneyimlerle ilgileniyorsanız denizi ikinci plana atıyorsunuz ister istemez.

Mallorca’da keşfedilmeyi bekleyen sayısız plaj var. Ben bunlardan sadece iki tanesine gidebildim. Mallorca’nın denizi birçok yerde fotoğraflarda gördüğünüz gibi turkuaz ve lacivertin en güzel tonlarına sahip. Suyu ise oldukça sıcak. Ben soğuk suya giremediğim için o kadar iyi geldi ki denizden hiç çıkmak istemedim. Eğer ılık deniz sevmiyorsanız biraz hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz.

Cala Fornells plajı

Denize girdiğim ilk plaj otelimize oldukça yakın olan Paguera’daki Cala Fornells. Eğer sabah saatlerinde giderseniz oldukça tenha oluyor, akşam üstüne doğruysa kalabalık artıyor. Denizi çok temiz ama sığ. Boyunuzun geçmesi için bayağı bir yüzmeniz gerekiyor. Bu açıdan eğer çocuğunuz varsa oldukça uygun. Sahili küçük ama havlunuzu serip para ödemeden keyfini çıkarabilirsiniz.

Paguera’da otelimizin önündeki uzun sahilde de birçok kez denize girme fırsatı buldum. Burada hem restoranlar hem de marketler oldukça fazla karnınız acıktığında uygun fiyatlı yemek yiyebilir ya da marketten soğuk meşrubat ve atıştırmalıklardan alarak denizin keyfini çıkarabilirsiniz. Sahili çok geniş, yer bulma sorununuz olmaz. Şezlong ve şemsiye kiralayabileceğiniz işletmeler var ancak biz tercih etmedik. Havlumuzu serip kendimizi direkt denize attık, zaten hava yeterince sıcak olduğu için denizde bile yanıyorsunuz. Bu noktada önemli bir bilgi daha paylaşmak istiyorum. Burada güneş gerçekten farklı yakıyor, ne olduğunu anlamadan bir bakmışsınız ki kızarmışsınız. Bu nedenle yüksek koruma faktörlü güneş kremini saat başı sürmenizi öneririm. Bir haftada sanki bir aydır deniz tatili yapıyormuşçasına yandım 🙂

Mallorca bana sıradan bir Akdeniz adası beklerken çok daha fazlası olduğunu gösterdi. Dönüş yolunda “İyi ki”lerle dolu bir seyahati geride bırakmanın mutluluğu ile doluydum…

*Seyahatlerimle ilgili daha fazla fotoğraf için beni seyahatimgeldi instagram hesabımdan da takip edebilirsiniz.

*Yazı veya konuyla ilgili kafanıza takılan bir şey mi var? Düşüncelerinizi yorumlara yazarsanız çok sevinirim:)

Bunlar da ilginizi çekebilir

avatar
  Subscribe  
Bildir
Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.