Anasayfa İtalya Seyahatlerim Sirmione Garda Gölü VERONA

Garda Gölü ve Sirmione Kasabası

“Buram buram İtalya kokan bir kasaba burası. Sıcak, samimi, huzur dolu. Pembe begonviller evleri sarmalamış, kediler her zamanki gibi oyun içinde, yaşlı bir çift geçiyor önümden. Kadın kocasının koluna sarılmış sıkıca, 70 yaşlarında varlar, belki de daha fazla. Usulca yürüyerek evlerine doğru yol alıyorlar. Ömürlerini böylesine güzel bir kasabada geçirmek, huzur içinde birlikte yaş almak imrendirmez mi insanı? Karşımda hafif hafif dalgalanan Garda Gölü adeta İstanbul Boğazı’nı anımsatıyor bana. Öylesine büyük ki göl demeye dilim varmıyor. Çok sevdim seni Sirmione… Hani derler ya ‘Bir kere görmek bin kere işitmekten iyidir’ diye, gördüm ve ne mutlu ki bana iyi ki’lerime bir yenisini daha ekledim”

Verona gezimizin ikinci gününü Garda Gölü ve Sirmione Kasabası’nı keşfetmeye ayırdık. Hazır Verona’ya gelmişken bu fırsatı kaçırmayalım dedik ve sabah erken saatte yola koyulduk. Eğer sizin de yolunuz Verona’ya düşerse Garda ve Sirmione’yi listenize mutlaka ekleyin derim. Biz Garda Gölü’ne Verona’dan trenle geçip oradan Sirmione Kasabası’nı gezmek için vapura bindik. Ancak gitmek isteyenler için ulaşım yollarını daha detaylı bir şekilde ele almak istiyorum.

Garda Gölü’ne Nasıl Gidilir?

Garda Gölü İtalya’nın en büyük gölü olma özelliğini taşıyor. Bunu Garda’yı görünce çok daha iyi anlıyorsunuz. Hiç bilmeyen birine gösterseniz rahatlıkla deniz olduğuna inandırabilirsiniz. Como Gölü’nden sonra İtalya’daki ikinci göl ziyaretim olan Garda bu yönüyle beni oldukça etkiledi. Garda Gölü’ne otobüsle, trenle ve arabayla ulaşmak oldukça kolay. İtalya’nın kuzeyinde yer aldığı için özellikle Bologna, Milano, Venedik ve Verona şehirlerinden yaklaşık 1.5, 2 saatte araba kiralayarak gelebilirsiniz. Sirmione Kasabası’nın girişinde geniş bir otopark bulunuyor. Saatlik ücreti ise 1.5 euro.

Garda Gölü’ne Desenzano üzerinden gittik

Verona’dan Garda Gölü’ne Nasıl Gidilir?

Garda Gölü’ne en yakın şehir Verona. Verona’nın ana tren istasyonu olan Porto Nuova’nın önünden kalkan ATV otobüslerine binip 1.5 saatte Garda Gölü’ne ulaşabilirsiniz. 162, 163, 164 ve 165 numaralı otobüsler Verona’dan Garda Gölü’ne gidiyor. Üstelik civar kasabalara da uğruyor. 10 Euro’ya ATV otobüsleri için günlük kart alırsanız 24 saat boyunca kullanabilirsiniz. Daha ayrıntılı bilgiyi ve otobüslerin kalkış saatlerini ATV otobüslerinin resmi sitesinde bulabilirsiniz. Yaz ve kış dönemi seferleri farklılık gösterebiliyor.

Desenzano Garda Gölü kıyısında küçük bir kasaba

Verona’dan Garda Gölü’ne gitmenin diğer bir yolu tren. Biz Verona Porto Nuova tren istasyonundan Desenzano del Garda Sirmione yönüne giden trene bilet aldık. Kişi başı 4.45 euro vererek 40 dakikada Desenzano Kasabası’na geldik. Dilerseniz Peschiera Kasabası’na da giden tren var. Ona da binebilirsiniz. Buradan da Sirmione’ye feribotla ya da otobüsle geçebiliyorsunuz. Sirmione Kasabası’na direkt trenle ulaşım olmadığını hatırlatmak isterim.

Desenzano daha çok yazlık evlerin bulunduğu Garda Gölü’nün etrafındaki 20’ye yakın kasabadan biri. Tren istasyonundan Garda Gölü kıyısına yürümek sadece on dakikanızı alıyor. Sonrasında sizi nefis bir göl manzarası bekliyor. Desenzano Garda Gölü’nün en kalabalık kasabasıymış. Ama hiç öyle bir havası yok. Hayatın yavaş ilerlediği yerlerden biri burası da.

Vakit kaybetmeden Sirmione’ye kalkan vapurun biletlerini sormak üzere bilet ofisine gidiyoruz. Yaklaşık yarım saat sonra kalkacak olan vapur için gidiş-dönüş kişi başı 6 euro verip Sirmione Kasabası için biletlerimizi alıyoruz. Yarım saatimizi Garda Gölü kenarında yürüyüşe ayırıyoruz. Sirmione tam karşı kıyımızda bize bakıyor. Bir an önce saatin 12.00 olması için sabırsızlanıyorum. Vakit geldiğinde vapura binip Garda Gölü üzerinde ilerlemeye başlıyoruz. Havanın da güzel olmasını fırsat bilerek içeride oturmak yerine aynı İstanbul vapurlarında olduğu gibi dışarıda yer kapıyorum 🙂 Yaklaşık 15 dakika sonra Sirmione’deyiz.

Sirmione’nin ara sokakları

Sirmione Kasabası Gezilecek Yerler

Garda Gölü’nün iç kısmına saklanmış cennet gibi bir kasaba burası. Balayı çiftlerinin İtalya’daki ilk tercihlerinden birisi olduğunu sayısız kez duymuştum. Kasabayı görünce nedenini daha iyi anladım. Böylesine romantik, sakin ve huzur dolu bir kasabada balayı geçirmek şahane bir fikir olurdu.

Sirmione’nin girişinde yer alan Scaliger Kalesi

Sirmione Kasabası’na girer girmez etkileyici yapısıyla ilk olarak Sirmione Kalesi diye de bilinen Scaliger Kalesi sizi karşılıyor. Surlarla örülü kale Sirmione’nin yüzyıllar boyunca savunulması için kullanılmış. Scaliger Kalesi’ni 6 euro vererek gezebiliyorsunuz. Biz günübirlik geldiğimiz için kalenin içerisine girmeyi tercih etmedik ancak kuleden Sirmione ve Garda Gölü manzarasını izlemek için değeceğine eminim!

Buz gibi limonatayı bulmuşum kaçırır mıyım 🙂

Scaliger Kalesi çevresindeki stantlarda satılan meyvelere takılıyor gözümüz, öyle davetkarlar ki almadan edemiyoruz. Dilimlenmiş karpuz, ananas, şeftalinin yanı sıra buz gibi limonatayı da görünce bir bardak da ondan alıp yolumuza öyle devam ediyoruz. Sirmione’nin taze limonlarından yapılan limonata daha önce içtiklerime hiç benzemiyor. Meyve tabağı 2 euro, bir bardak limonata 1 euro.

Scaliger Kalesi’ni geçince ardı ardına sıralanan mağazalar, dondurma dükkanları (sayıları bir hayli fazla) restoranlarla kasabanın renkli dünyasına adım atıyorsunuz. Yoğun sezonda giderseniz maalesef kalabalıktan bir süre sonra bunalıyorsunuz ancak kasaba o kadar şirin ki bu durum bile gözünüze batmamaya başlıyor.

Via Dante boyunca ilerlerken karşınıza kasabanın en büyük kilisesi Santa Maria Maggiore çıkıyor. Diğer Avrupa şehirlerine nazaran kasabanın kimliği ile uyumlu gösterişten uzak bir kilise burası.

Sirmione’nin en renkli evi

Sirmione Kasabası’nın en çok fotoğraflanan evini mutlaka görmüşsünüzdür. Pembe-mor begonvillerin içerisinde kaybolan taş ev kasabanın tanıtımını üstlenmiş vaziyette. Fotoğraf çektirmek için önünde kuyruk olan evi boş yakalarsanız şanslı sayılırsınız.

Sirmione’de hediyelik eşya alternatifi oldukça fazla

Sirmione’den hediyelik eşya alabileceğiniz birçok mağaza bulunuyor. Özellikle tabak, bardak, süs eşyalarına benim gibi meraklıysanız bu kasaba tam size göre! İtalya desenleri ile işli pek çok mutfak eşyasını oldukça uygun fiyatlara bulabilirsiniz. Ben tanesi 4 ve 6 euro arası değişen dört tane tabak aldım. Her makarna yapışımda canım Sirmione’yi hatırlıyorum 🙂 Zeytinyağı ve limonu da hayli meşhur.

Vittorio Emanuele Caddesi’nde birçok restoran bulunuyor

Sirmione’nin en ünlü sokağı Vittorio Emanuele.  Restoran ve mağazalarla çevrili sokak belki de kasabanın en hareketli noktası. Buraya dair sevmediğim tek şey daracık sokaktan araba geçişine izin veriliyor olmasıydı. Sirmione yeme içme konusunda pek çok alternatife sahip bir kasaba. Karnınız acıktığında nefis deniz ürünlerinin ve zeytinyağlı yemeklerin tadına bakabilirsiniz. Biz Verona’da sıkı bir kahvaltı yaptığımız için meşhur Sirmione dondurmasını denedik. O kadar çok dondurmacı var ki hangisine gireceğimizi şaşırdık ve önündeki uzun kuyruk olan Ai Cigni’de karar kıldık. Beklediğimize değmiş gerçekten, hem porsiyonu çok büyük hem de tadı harikaydı. Sirmione’den dondurma yemeden ayrılmayın derim.

Sirmione şifalı suları ile ünlü bir kasaba. Sokaklarda gezerken termal otel tabelalarına sıkça rastlayabilirsiniz, bu durum sizi şaşırtmasın. Geçmişten günümüze şifalı sularla tedavi olma burayı tercih sebeplerinden biri haline gelmiş. Hazır konu sağlıktan açılmışken Sirmione’ye sadece 70 km uzaklıkta bulunan Limone Sul Garda kasabasını da atlamamak gerek. Burada yaşayan kimsenin kalp krizi vakası geçirmediğini tespit eden bilim adamları bunun nedeninin genetik mutasyondan kaynaklandığını saptamışlar. Kasabada yaşayan insanların kalp damarlarındaki yağı temizleyen bir protein salgıladıklarını belirleyen bilim adamları şaşırtıcı bir gerçeği de su yüzüne çıkarmışlar. Her yıl kalp krizi nedeniyle hayatını kaybeden binlerce insanı düşününce bu durum çok enteresan geliyor.

Sirmione’den dönüş zamanı geldiğinde iyi ki gelmişim dediğim bir yeri daha görmenin mutluluğunu taşıyordum

Sirmione’den 19.00’da kalkan vapura binip Desenzano’ya geri döndük ve oradan tren istasyonuna geçip Verona’ya doğru yola koyulduk. Yol boyunca Sirmione’nin güzelliği aklımdan çıkmadı. Hala özledikçe Garda’nın “alımlı ve mağrur” güzelinin fotoğraflarına bakıyorum. Daracık taş sokakları, limon ağaçları, küçük evleri, butik otelleriyle İtalya’nın en güzel kasabalarından biri Sirmione. Biz sadece 5-6 saat gezebildik ama fırsatınız varsa 1 gece konaklamanızı ve civar kasabaları da keşfetmenizi öneririm.

Verona gezi rehberi yazımı buradan, Milano gezi rehberi yazımı buradan, Venedik gezi rehberi yazımı buradan okuyabilirsiniz.

*Seyahatlerimle ilgili daha fazla fotoğraf için beni seyahatimgeldi instagram hesabımdan da takip edebilirsiniz.

*Yazı veya konuyla ilgili kafanıza takılan bir şey mi var? Düşüncelerinizi yorumlara yazarsanız çok sevinirim:)

Bunlar da ilginizi çekebilir

avatar
1 Comment threads
1 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
2 Comment authors
Birten Çankayacengiz selcuk Recent comment authors
  Subscribe  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
cengiz selcuk
Ziyaretçi

Biz burayı pek sevdik. Kıskanmak serbest ise aldık birazcık.

Kaleminize sağlık.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.